Dizzy Gillespie and United Nation Orchestra – Live At Royal Festival Hall – Konser Yorumu – Dizzy Gillespie – Paquito D’Rivera

Odtü Caz Tarihi Dersi Konser Yorumu – History Of Jazz Metu 331

(History Of Jazz Metu 331 )
Seçtiğim konserin adı “Dizzy Gillespie and United Nation Orchestra”. History Of Jazz Metu 331 dersi ödevi olarak bu konseri yorumlamayı seçmemin nedeni latin cazı diğer caz türlerine nazaran daha fazla beğenmemdir. Cazın bu türünü diğer türlere oranla ritmin daha fazla ön plana çıktığ bir tür olarak olarak görüyorum. Bu, latin müzik öğelerinin, salsa ve samba ritimlerinin caza aktarılmasından kaynaklanıyor sanırım. Şimdi konserde çalan müzisyenleri tanıtmak istiyorum

Piyano : Danilo Perez
Vokal : Flora Purim
Davul : Ignacio Berroa
Gitar : Ed Cherry
Bas : John Lee
Alto saksafon ve klarnet : Paquito D’Rivera
Tenor ve soprano saksafon: Mario Rivera
Alto ve tenor saksafon, yan flüt : James Moody
Trampet : Dizzy Gillespie , Claudio Roditi
Flugelhorn ve trampetler : Arturo Sandoval
Bas trombon ve shell : Steve Turre
Trombon: Slide Hampton
Tumba : Giovanni Hidalgo
Perküsyon ve davul : Airto Moreira

Ve Konser Başlıyor…

Konserde neler hoşuma gitti bunları belirtmek istiyorum. Öncelikle Paquito D’Rivera’nın sololarıyla baslamak istiyorum. İlk şarkı “Tin tin deo” nun sonlarına doğru çaldığı o güzel solo beni alıp götürdü. Hüzünlü ve yavaş baslayıp coşkulu sona eren bu solo dinlediğim en güzel saksafon sololarından biriydi. İkinci şarkı “Seresta” daki klarneti de oldukça etkileyiciydi. Klarnet ve saksafonu eşit derecede iyi kullanabilen bu müzisyenin diğer parçalarda yer alan soloları da muazzamdı. Konserde hoşuma giden bir diğer şey Dizzy Gillespie’nin küçük sahne şovlarıydı. Diğer birkaç konserinden gördüğüm kadarıyla Gillespie hep böyle seyirciyi eğlendiren bir müzisyen. Ritme ayak uydurup oynaması çok eğlenceliydi.

Bir müzisyen, konser boyunca seyirciyi nasıl ayakta tutacağını iyi bilmesi gerekir. Bu yüzden sahne şovları gerçekten önemli. Bu konserde bu şovu Gillespie yapmış. Diğer bir hoşuma giden şey ise James Moody’nin orjinal “Moodys for love” adlı şarkısını söyleme şekliydi. Öyle sanıyorum ki bu şarkı dersi alan diğer arkadaşlarımın da hoşuna gitmiştir. Çünkü James Moody gerek hareketleriyle olsun gerek sesiyle ve farklı yorumuyla olsun eğlenceli bir şarkı söyledi.

Cazın içindeki doğaçlamayı seviyorum. Çünkü aynı şarkıların farklı versiyonları hoşuma gidiyor. Ayrıca müzisyen tamamiyle doğasını katıyor o an şarkıya. Ne hissediyorsa onu parçaya öylece aktarıyor doğaçlamalar sayesinde. Danilo Perez’ in piyano ritimleri ve soloları da oldukça güzeldi. “Seresta” ve “And then She stopped”taki sololarıyla “Equinas” şarkısındaki içimi burkan notaları çok etkileyiciydi. “Seresta” adlı parçayı çalarken soloya girdiği andan itibaren o soloyu yalnızca çalmakla kalmayıp onu yaşadığını çok rahat söyleyebilirim mimik hareketlerinden. Şarkıya anlam yükleyen de bu yaşantılardır.

Son olarak beğendiğim diğer bir şey Flora Purim’in kendine has sesini kullanma tekniğiydi. “Equinas” adlı parçayı söylerken o kadar güzel kullanıyor ki sesini şarkıyı su anda dinlerken bile bir garip oluyorum. Flora Purim’i diğer ses sanatçılarından ayıran sesini çok farklı kullanabilmesi. Bunu konserde ve albümlerini dinlerken gördüm çok fazla doğaçlama yapıyor ki bu benim müzikte sevdiğim bir teknik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.