Mr. Widemouth Korku Hikayesi

Cinli Korku Hikayeleri Oku

Kısa korku hikayeleri oku yazı dizinimizde bugün size anlatacağım hikaye Mr. Widemouth kısa korku hikayesi. Dünyaca ünlü kısa korku hikayeleri arasında olan ve gelişme çağındaki çocukları olumsuz etkileyebileceği için korku hikayeleri 18 + kategorisine de alınabilecek ilginç bir korku hikayesi Mr. Widemouth. Korku hikayeleri 18 + kategorisinde genelde cinli korku hikayeleri yer alıyor. Bizim hikayemiz de bir bakıma bu konuyu işlediğinden cinli korku hikayeleri sizi kötü etkiliyorsa baştan bu hikayeyi okumamanızda fayda var. Birçok ilginç korku hikayeleri yaşanmış olaylardan alınmıştır, buna şüphe yok. Fakat bu korku hikayeleri yaşanmış diye sizin de aynı şeyleri yaşayacağınız anlamına gelmiyor. Bu uyarıyı özellikle yapıyorum çünkü bazı ilginç korku hikayeleri oku direkt okuyucunun kalbine saplıyor. Bu okuyuculara önerim gerçek veya yaşanmış yazsa da bu korku hikayelerine çok fazla inanmamaları çünkü gerçekten kötü sonuçları olabiliyor, küçüklüğümden biliyorum… Şimdi izin verin size kısa korku hikayesi Mr. widemouth ‘u anlatayım.

Kısa Korku Hikayesi Mr. Widemouth

Çocukluğumda ailem nehirdeki bi su tanesi gibiydi, hiçbir zaman bir yerde uzun süre duramıyrduk. 8 yaşındayken Rhode Adasına yerleştik ve ortaokul için Colarado Springs’e geçinceye kadar burada kaldık. Çoğu anım burada geçti. Şöyle geçmişe baktığımda birçok anım olmasına rağmen hatırladığım çok az şey var ama içlerinden birini daha dün gibi hatırlıyorum. Halen düşünürüm acaba hatırladığım bu anım uzun süren hastalığımın neden olduğu halüsinasyonlar mıydı diye. Arkadaşım Mr. Widemouth ile birlikte o bahar yaşadıklarım gerçek miydi bilemiyorum ama bütün bunların gerçek olduğunu düşündüm hep.

New Vineyard’a bağlı, 643 nüfuslu Maine bölgesinde bir evimiz vardı. 3 kişilik bir aile için fazlasıyla büyük bir evdi. O kadar büyüktü ki burada kaldığımız 5 ay boyunca evin hiç görmediğim odaları vardı. Her ne kadar gereksiz büyüklükte olsa da babamın iş yerine 1 saatten az uzaklıkta olduğu için burayı seçmiştik.

Ailemden başka kimsenin katılmadığı 5. yaş günüm sonrası birden ateşim çıktı. Doktorlar bana mononucleosis (Öpücük hastalığı) teşhisi koydu. Yani kısaca az oyun oynamam, kendimi yormamam gerekiyordu. 3 hafta boyunca sürekli ateşim çıktı. Tam Pennsylvania’ya taşınıyorken, tüm eşyalarımızı kutuların içine yerleştirmişken vuku bulan bu hastalığım beni yatağa bağlamıştı. Annem gün içinde bana ihtiyacım olan şeyleri getirmek için uğruyordu hastanedeki odama, buna Ginger’ım ve kitaplarım gibi şeyler dahildi.

Yeni Arkadaşım Mr. Widemouth

Mr. Widemouth ile nasıl tanıştığımı tam hatırlamıyorum. Sanırım mononucleosis teşhisi konulmamdan 1 hafta sonra tanıştım onla. Benden kısaydı ve ürkütücü bir yüzü vardı. Bir adın var mı diye sorduğumda bana adının Mr. Widemouth olduğunu söyledi. Mr Widemouth’un vücuduna oranla başı, ağzı ve gözleri büyüktü. Bir kitabımı inceliyorken ona Furby’me benzedğini söyledim. Bana Furby’nin ne olduğunu sordu, ben de ona evcil hayvan gibi beslenebilen büyük kulaklı bir oyuncak olduğunu söyledim. Karşılık olarak bana Furby gibi şeylerin gereksiz olduğunu onların hiçbir zaman gerçek arkadaşların yerini tutamayacağını söyledi.

Hatırlıyorum da ne zaman annem hastanedeki odama beni ziyarete gelse arkadaşım Mr. Widemouth ortadan kayboluyordu. Sonradan bana, annem geldiğinde yatağımın altına girdiğini söyledi. Ailemin onu görmesini istemediğini çünkü görürlerse birlikte oynamamıza izin vermeyeceklerini belirtti.

İlk birkaç gün çok fazla şey yapmadık. Mr Widemouth sadece birkaç kitabımı inceledi, içlerindeki resimlere baktı. 3. Veya 4. Gün büyük bir gülümsemeyle geldi yanıma ve oynayabileceğimiz yeni bir oyununun olduğunu söyledi. Fakat oyunu oynamak için annemin beni ziyarete gelmesini beklememiz gerektiğini söyledi çünkü ancak o gittikten sonra oyunumuzu oynayabileceğimizi ekledi.

Annem ziyaretime gelip bana birkaç kitap biraz da soda bıraktıktan sonra Mr. Widemouth yatağımın altından çıktı ve elimi tutarak oyun oynayabilmemiz için içinde bulunduğumuz katın en son odasına gitmemiz gerektiğini söyledi. Önce gitmeyi reddettim çünkü annem yabancılarla birlikte odamı terk etmeme izin vermemişti ama Mr. Widemouth ısrar ettiği için arkadaşımı kıramadım.

Dev Trambolin

Katın son odasına geldiğimizde içeri girdik hemen. Odanın içinde hiçbir mobilya yoktu, sadece bir pencere vardı. Mr. Widemouth pencerinin yanına geçip pencereyi açtı ve yanına gelip buradan aşağı bakmam için ısrar etti. Pencerenin yanına geldiğimde ürkmüştüm çünkü dışarıya baktığımda yerden çok yüksekte olduğumuzu anlayabiliyordum. Mr Widemouth pencerenin tam altında zeminde büyük bir trambolin olduğunu düşündüğünü ve birlikte atlayıp zıplayabileceğimizi söyledi. İddiasına göre gerçekten altta büyük bir trambolin olduğuna inanıp atlarsam trambolin benim bir tüy gibi havada süzülmemi sağlayacaktı. Sonra bulduğu bu oyunu benim denememi istedi.

5 yaşındaydım ve ateşim vardı bu yüzden böyle bir şeyin olabilecğini ve gerçekten eğlenebileceğimizi düşündüm fakat aşağıya tekrar baktığımda Mr. Widemouth’a buranın yerden çok yüksek olduğunu ve korktuğumu söyledim. O da bana korkmamam gerektiğini, çok yüksekten atlamadıkça oyunumuzun eğlenceli olmayacağını ve ne kadar yüksekten atlarsak o kadar çok zıplayıp eğlenebileceğimizi söyledi.

Sonra göremediğim tramboline doğru atladığımı ve trambolinin beni zıplatarak tekrar pencereme getirdiğini hayal ettim. Fakat trambolinin gerçekten orada olduğuna yeterince inanmazsam çok ciddi şekilde yaralanabileceğimi düşünüp atlamaktan vazgeçtim. Mr. Widemouth’a dönerek belki bir dahaki sefere dedim. Bir anlığına sanki söylendi ya da bana öyle geldi sonrasında ”sen nasıl istersen” dedi ve günü yatağımın altından hiç çıkmadan orada geçirdi.

Hokkabazlık Dersleri

Ertesi gün elinde bir kutu ile yanımda belirdi ve bana hokkabazlık nasıl yapılır, öğreteceğini söyledi. Kutuyu bana vererek hokkabazlık derslerine başlamadan önce kutunun içindeki şeylerle pratik yapmam gerektiğini söyledi. Kutuya baktığımda içinde birçok bıçak olduğunu gördüm ve Mr.Widemouth’a dönerek “ Ailem bunları görürse çok kızar” dedim. Mr. Widemouth somurtarak bu bıçaklarla hokkabazcılık oynamanın çok eğlenceli olacağını ve benim de denememi istediğini söyledi. Kutuyu ittim ve ona bıçakları havaya atıp tutmanın çok tehlikeli olduğunu, kendimi yaralayabileceğimi söyledim. İyice yüzü düşen Widemouth sürünerek yatağımın altına geçti ve günün geri kalanını orada geçirdi.

O günden sonra uyumakta güçlük çekmeye başladım. Widemouth gecenin bir yarısı gelip sürekli beni uyandırıyor ve pencerimin altına karanlıkta göremeyeceğim çok büyük bir trambolin koyduğunu söylüyordu. Bense her seferinde onu reddediyor ve uyumaya çalışıyordum. Fakat Mr Widemouth ısrar ediyordu hatta bazen yanıma uzanıp sabah gün ağarıncaya kadar pencereden atlamam için beni cesaretlendirmeye çalışıyordu. Artık onla oynamak çok eğlenceli değildi.

Bir gün annem geldi ve istersem artık hastane çevresinde dolaşabileceğimi, bunun için doktorumdan izin aldığını söyledi. Ben de gofretlerimi alıp dışarıya çıktım ve hastane etrafında dolaşmaya başladım. Köşeyi döndüğümde Widemouth’u gördüm, beni bekliyordu. Görmeni istediğim bir şey var dedi ve bu seferkinin tehlikeli olmayacağına söz verdi.

Birlikte yürümeye başladık ve orman içerisinde bir eve geldik. Evin yanında orman içerisinden geçen bir yol vardı. Bu yolun önemli bir yol olduğunu söyledi Widemouth. Geçmişte, benim yaşımda birçok arkadaşı olduğunu ve arkadaşları hazır olduğunda bu yoldan onları özel bir yere götürdüğünü söyledi ve ekledi “ Bu yolculuğa çıkmaya henüz hazır değilsin ama umarım bir gün hazır olduğunda seni oraya götürürüm.” Merak etmiştim o yolun sonunda ne olduğunu ama hastaneye dönmeliydim.

Pennsylvania’ya Yolculuk

3 haftanın sonunda iyileşmiştim. Babam beni almaya geldi, eşyalarımı toplayıp hastaneden ayrıldık. Evimize vardığımızda her şeyin paketlenmiş olduğunu gördüm. Ayrılıyorduk evimizden, babam Pennsylvania’ya gideceğimizi söyledi. Buradan ayrılacağımızı Mr. Widemouth’a söylemem gerektiğini düşündüm. Fakat içimde bir his o tersini söylüyor olsa da onla birlikte olmamın tehlikeli olacağını söyledi. Bu nedenle taşındığımızı sır olarak tuttum ve ona söylemedim.

Ertesi gün sabahın 4’ünde babam beni uyandırdı ve benim için çok erken bir vakit olsa da şimdi yola çıkmamız gerektiğini söyledi. Bu sayede öğle vakti Pennsylvania’ya varabilecektik. Arabaya bindikten sonra evden ayrılırken arkama baktım ve yatak odamda Widemouth’un siluetini gördüm. Elinde bir bıçak vardı ve hareketsiz bir şekilde duruyordu. Arabamız hareket ettiğinde bana güle güle dermiş gibi elini sallamaya başladı ve gözden kayboldu.

Seneler sonra tekrar Vineyard’a geri döndüğümde merakım beni orman içinde uzanan o gizemli yola götürdü. Mr. Widemouth’un gösterdiği o saklı yeri bulmak için ağaçlar içerisinden geçerek yolu takip ettim. Widemouth’u ağaçların arasında trambolinde zıplarken göreceğimi düşündüm ama belli ki arkadaşım burayı terk etmişti.

Yolun sonuna geldiğimde bir sürü mezar vardı önümde. Tabelada Vineyard Hastanesi Mezarlığı yazıyordu. İlginç olan şey ise mezar taşlarına baktığımda mezarların çoğunun küçük çocuklara ait olmasıydı…

Benzer Hikayeler İçin Aşağıdaki yazılarımı Okuyabilirsiniz:

1-Cep telefonu kısa korku hikayesi
2-Teşekkür Ederim Babacığım Kısa Korku Hikayesi 18+
3-Video Kamera Korku Hikayesi – Yuki’nin Video Kamerası

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.