Osmanlının Zürafa İle İmtihanı

Istanbul’da Bir Zürafa

Istanbul’da bir zürafa Sunay Akın tarafından yazılmış bir kitaptır. Kitap II. Mahmut zamanında İstanbul’a getirilen bir zürafa ve sonrasında yaşanılan olayları anlatır. Biz bu olayı,  “Istanbul’da bir zürafa ” kitabından daha önce yazılmış olan Hızır İlyas Efendi’nin kitabından kendi sözleriyle size anlatacağız.

..Nihayet karaya çıkarılan hayvan, padişah II. Mahmut ‘un emri üzerine, Çiniliköşk meydanına getirildi. Hünkârla birlikte, bütün saray mensuplan için büyük bir gün oldu. Hayvanı her kim görse Allah’ı tefekkürden hali kalmıyordu. Hayvan şeklen atı andırıyordu ama başı öküze gövdesi kaplana benzemekteydi. Padişahın etrafındakiler hayvanı nelere benzetmediler ki?  Sarayın o günden sonra en mühim mevzusu Mısır’dan İstanbul’a gelen zürafaydı. Zürafa aşağı, zürafa yukarı…O kadar çok konuşuldu ki, padişah bir kere daha bu mübarek hayvanı huzurunda kabule karar verdi. Bu sefer günlerden çarşambaydı. Padişah Gülhane Meydanı’nda toplanılmasını emretmişti. Öncesinde Tomak oyunu oynanacaktı. Sultanın en sevdiği spor buydu… Nihayet padişah oyunun başlamasını istedi. Tomakbazlar ortaya atılarak birbirleri ile vuruşmaya başladılar. Canla başla dövüşüyorlardı.

Kim Bu Hayvanı Gezdirirse, Cennete Gidecektir…

Bunları seyredenler arasında sarayın en renkli simalarından Musahibi Şehriyarı Küpeli Abdi Bey de vardı. Geçen sefer zürafanın gelişinde Küpeli Abdi Bey’in bu vahşi hayvandan ödü patlamıştı. Nihayet padişah hayvanın yanına getirilmesini istediğinde olan oldu. Küpeli Abdi Bey titremeye başlayarak: “Aman Padişahım, bu hayvan tek durmaz, yaramazdır! ” gibi sözler söyledi, fakat kimse kendisine kulak asmadı. Hatta musahip ağalar birlik olup, başlarına da Habeş Ahmed Ağa’yı getirip: “Zürafa mübarek bir hayvan olup onu eliyle tutarak bir kere gezdiren Müslüman yer yüzünde hiçbir zarar ve ziyan görmez. ” dediler.

Habeş Ahmed Ağa, yanındaki bütün muhasiplere, tabi bu arada Küpeli Abdi Bey’e de: “Haydi, Müslüman olan gelsin, zürafayı şöyle bir gezdirelim. Kim bu hayvanı gezdirirse, cennete gidecektir. ” dedi. Padişah da onlara tasvip eden bakışlarla baktı. Bunun üzerine Küpeli Abdi Bey, Padişah’a dönerek yırtınıp yakınmaya başladı: “Aman sultanım, kulunuza her hatvesine bir hac sevabı yazılsa dahi yine gönül rızasıyla bu hayvanı gezdirmeye cesaret edemem, yanına bile sokulamam. Baksanıza efendim, lakırdısıyla bile betim benzim soldu…

Bindik Bir Alamete Gidiyoz Kıyamete

Küpeli Abdi Bey Hünkar huzurunda yırtına dursun, musahipler çoktan Zürafayı meydana getirmişlerdi bile. Nihayet ağalar hep birden Küpeli Abdi Bey’i kaptıkları gibi zürafanın üzerine bindirdiler. Zürafa, zararsız bir hayvandır ama sırtına bindirilen telaşlı adamın avaz avaz bağırıp çağırması biçareyi de ürkütmüştü, birdenbire huysuzlandı,  ve İshakiye köşküne doğru bütün süratiyle koşmaya başladı.  Abdi Bey çığlıklar savuruyordu. Makam mevki gereği adaplı  konuşmayı unutarak hayvanın üzerinden Hünkara seslenmeye başladı: “Hakkını helal et efendimiz, ilk menzilimiz ecel beşiğidir! İşte bindim gidiyorum, elveda!…” Padişah dahil herkes gülmekten kırılıyordu. Nihayet zürafaya tahsis edilen Arap seyis koşup hayvanı zaptetti, Küpeli Abdi Bey’i zürafa ile birlikte padişahın önüne getirdi ve burada yine alayla Küpeli’yi zürafanın üzerinden aldılar.

Hünkar son derecede eğlenmişti. Bu maceradan çok korkan Küpeli Abdi Bey’e sonrasında hünkar büyük bir ihsanda bulundu. Bu ihsan o kadar esaslıydı ki, Abdi Bey’in sonradan: “Zürafanın mübarek hayvan olduğu, onun yüzünden gördüğümüz keremden belli! “dediği söylenir. Bu arada, bazı kaynaklar” bindik bir alamete gidiyoz kıyamete” sözünün bu olaya dayandırıldığını söyler.

Benzer Yazılar İçin:

1-Yaşanmış ilginç Tarihi Olaylar
2-İstanbul’daki Tarihi Ağaçlar ve Efsaneleri
3-Osmanlı’dan Bilinmeyen Hikayeler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.