Sanchez’in Çocukları (The Children Of Sanchez)

Oscar Lewis’in kaleme aldığı ” Sanchez’in Çocukları (The Children Of Sanchez)” kitabı yoksul bir ailenin zor koşullar altında geçen hayatını konu alıyor.. Sanchez’in Çocukları (The Children Of Sanchez) ‘nın yazarı Oscar Lewis ’in bu yapıttan başka İşte Hayat (La Vida) adlı gene bir kesitin teyp yoluyla tespit edilmiş hayatlarının anlatıldığı romanı da var.

İşte Hayat(La Vida)  Belgesel Roman tarzında yazılmış bir roman. Belgesel Romanlarda romancı veya teyp ile kayıta alan kişi romanda geçen kişilere şöyle söyleyin, böyle söyleyin demiyor. Olayları düşündüğünüz, gördüğünüz gibi doğruya yakın anlatın, söyleyin diyor. İşte Hayat (La Vida) bir olayı bir kişinin ağzından alıp aktarmakla yetinmiyor. O olayı, hatırayı, yaşamı birçok kişinin kendi açısından, kendi kişisel yetenekleriyle anlatıyor. Örneğin bir kadın günlük yaşantısını anlatıyorsa ve bu yaşantıda bir dayak, kavga, sevişme olayı geçmiş ve bu olaylara evdeki iki oğul, iki kız, iki gelin, küçük çocuklar, koca tanıklık etmişlerse aynı olayları yazar onların ağızlarından da teybe alarak hakiki olayı ortaya çıkarıyor. Ve bu yolla süsten uzak gerçek edebiyat karşımıza çıkıyor.

Şimdi süssüz, edebiyatsız ama tamamen içten yazılmış Sanchez’in Çocukları kitabının özeti niteliğinde, kitaptan alınan bir parçayla yazıya son verelim. Sanchez’in Çocukları kitabından alınan aşağıdaki kısmı okuduğunuzda bu kitabı alıp okuyacaksınız eminim…

Sanchez’in Çocukları

Sanchez'in Çocukları Kitabı Özeti Oscar Lewis
Sanchez’in Çocukları Kitabı Oscar Lewis

Ülkemin yasaları çok gevşektir, halkı gittikçe geriliyor. Ne liderlik, ne inanç var ülkede, üstelik görüntüsü gibi kötülük de aldı yürüdü. Gerçekten burada sert bir hükümet kurulsa ve şimdiye kadar gelmiş, geçmiş devlet başkanlarını toplayarak gidip halktan çaldığınız bütün milyonları bırakın, dense kuşkusuz ikinci bir başkent yaptıracak kadar para toplanır.

Sizin bizim gibi ailelerle birlikte yaşayıp neler çektiğimizi, bu acılara nasıl katlandığımızı görmemiz gerek. Bu sorunla ilgili, yerli bir inceleme yapmadılar hiç bir zaman. Bizi yöneten beylerin altlarında arabaları ve bankalarda milyonlarca paraları var ama yoksulların yaşadıkları yerlerde yatan gerçeği görmüyorlar. Hiç olmazsa buraya arabalarıyla gelip şöyle bir baksalar… Kentin merkezinde son model dükkânların bulunduğu semtlerde geziyor, yoksulların yaşadıkları mahallelere gelmiyor ve bizim ne zavallı bir hayat sürdüğümüzü bilmiyorlar. Bugün bu büyük ve derin sorunumuzu görmemezlikten geliyorlar…

Yeteri kadar para ve iş yok, her şey de o kadar pahalı ki.. Bugün fiyatlara gene zam geldi. Bir kaç gün içinde hayat pahalılığı büsbütün arttı. Örneğin sekiz, ya da altı boğaz doyurması gereken bir aile düşünün… 18 lira gündelikle onları nasıl yaşatabilirsiniz? Aldığınız mallara üç ya da dört kere zam gelmişse bir liranın ne değeri olabilir? İşte burası böyle, sorunlarımızı daha iyi anlayabilecek; halk, işçi ve köylünün dertlerine çare bulacak yeni yöneticiler gerek buraya…

Yeni Yöneticiler Gerek Buraya…

Başkentte yaşadığım otuz yıl boyunca yoksulların hayatlarında pek az değişiklik oldu. Bazıları geçmiş dönemde kazandıkları bir ya da birbııçuk liraya oranla bunu büyük bir değişim olarak niteliyorlar. Gerçekten de o zamanlar az para kazanılırmış tamam ama yine o zamanlar fasulye ve şeker 50 kuruşaydı.. Şimdi fasulyeyi ele alalım. Günde 18 lira kadar bir şey kazanıyorsunuz, oysa fasulyenin kilosu 5 lira. Bütün mesele burada. Peki nerde kalıyor gelişme öyleyse? Örneğin dün 50 kuruş olan yumurta bugün 90-100 e fırlıyor. Halkın, işçinin, köylünün kazancı nerde kalıyor peki?

Yoksul bir ailenin evinde yaşayacak, insanların içinde yaşadığı yoksulluğu ve açlıktan nasıl öldüklerini görecek, bunları inceleyecek yetkililere ihtiyaç duyuyoruz. Bunu neden yapmazlar? Neden binlerce tarım işçisi ülkeden ayrılıyor? İşte parmak basılması gereken bir nokta. Çünkü burada para düşüktür, güvenlik hiç yoktur, bu azıcık parayla aile geçindirilemez. Tabii insanlar daha fazla para kazanmalarını ve böylece evlerine bir şeyler götürmelerini sağlayacak işler arıyorlar kendilerine. Buradaki siyasi çeteler iyi insanların başa geçmelerine engel oluyorlar. Her yerde olduğu gibi burada da böyle siyasi çeteler vardır.

Sendika Paramızı Ödüyoruz Peki Karşılığında Ne Elde Ediyoruz?

Sendika liderleri de bir işe yaramıyor, bütün para ceplerine iniyor. Benim sendikayı ele alalım, liderlerin hepsinin bir, iki evleri ve taksileri var. Oradan umulacak bir şey yok. Ben her ay sendika paramı ödüyorum. Bizim gibi binlerce işçi var bu parayı ödeyen. Biri ölünce hepimiz aylık tutardan başka ölenin ailesine yardım için bir miktar daha veriyoruz. Bunun karşılığında ne elde ediyoruz peki? Hiçbir şey. Yıllardır sendika kongre yapmadı. Elimize geçen yalnız “Alındı” makbuzları. Maaş günü bunu kesmeyi biliyorlar sadece.

Bilgili bir adam değilim ben, ama işçilerin eskiden sömürüldüklerini, şimdi de başka biçimde sömürülmekte olduklarını görüyorum. Tabi şartlar değişti ama, işçi ölene dek işçi ve yoksul kalmakta devam ediyor. Çünkü ücretine küçük bir zam geldi mi o zaman yiyecek, giyecek fiyatları beş misli birden artıyor. Böylece de zam eriyip gidiyor. Çünkü ülke içinde etkili bir denetim yok.

Tek şeyle ilgileniyorum, o da masraflarımı karşılayacak ve ailemin iyi geçinmesini sağlayacak parayı kazanmak. İşçi sadece ailesinin ihtiyaçlarını karşılamakla, evde yiyecek bulunmasıyla ilgilenmeli. Siyaset çok karışık, bu iş için doğmuş olanlar ilgilensin siyasetle. Bana ne? Üçüncü bir dünya savaşı çıkarsa bunun patlak vermesi için kışkırtıcılık yapan beyler de milyonlarca insanla birlikte mezara girecek. Bu konuda fazla tasalanmıyorum doğrusu.

Komünizm Denilen Şeye Aklım Ermiyor

Sanchez'in Çocukları Kitabı Hakkında Oscar Lewis
Sanchez’in Çocukları Kitabı Hakkında Oscar Lewis

Şu komünizm denilen şeye aklım ermiyor. Komünizm sarsıntısı Rusya’da başlamıştı galiba. Orada savaş çıkmış ve çarları öldürmüşlerdi değil mi? Lenin’le diğeri, adı neydi? Troçki… ülkede bir sürü adam öldürmüşlerdi. Biri daha öldü ya, ya da onu saf dışı ettiler, neydi adı?..Stalin. Ona daha fazla dayanamayacaklarını söylüyorlardı. Bu nedenle tam başka bir kıyım, yeni bir temizlik hareketine girişeceği sırada onu ortadan kaldırdılar sanıyorum. Herif katilin tekiydi zaten. Sorarım size, o kadar insanı nasıl öldürdüler?

Bir ay için bile olsa Rusya’ya gitmek, bütün ülkeyi dolaşıp işçinin hayatını görerek sosyalizm ya da komünizmden faydalanıp faydalanmadığını anlamak isterdim. Gazetelere bakılırsa orada işçi sınıfının durumu Meksika’nınkinden daha kötüymüş. Bu yüzden komünizmin onlar için faydalı olduğundan kuşkuluyum doğrusu. Ama ne Rusya’ya ne de başka bir ülkeye gidemediğim için nerden öğreneceğim.

Siyasetten daha pis bir şey yoktur. Bence siyaset çürümüştür. Bir kişi başa geçsin diye kim bilir kaç kişi ölüyor? Her şey karışık ve su yüzüne çıkmıyor, derim ben. Hiç kuşkusuz, halk hiç eğitim görmediği ve bilgisiz kaldığı için çobanın peşinden giden koyun sürüsüne benziyor…

Bütün bunların yanı sıra, Meksika halkında birlik yoktur. Kaynaşamamışlardır, biri bir yana öbürü başka yana gider. Halk birleşirse o zaman her şey daha başka türlü olur. Birlikte güç vardır, derler ya. Başka ülkelerde de oldu biliyorum. Devlet başkanını istemedikleri zaman ufacık bir bomba attılar, sonra daha iyi bir başkana sahip oldular. Ama burada olmuyor böyle işler. Burada da yapmaları gerekiyor aslında böyle şeyleri ama olmuyor işte…

Benzer Yazılar İçin:

1-Nazi ve Psikiyatrist Kitabı
2-Osmanlı’dan Bilinmeyen Hikayeler
3-Yusuf ile Züleyha Hikayesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.