Yusuf ile Züleyha Hikayesi

Yusuf ile Züleyha Hikayesi

Yusuf ile Züleyha Hikayesi ile anlatılan Yusuf ile Züleyha Aşkı ‘nı herkes bilir: Peygamberlerden Hazreti Yakub’un oğlu Yusuf, çok zeki, ahlak sahibi, mert ve güzel olduğu için, kardeşleri onu kıskanır ve bu yüzden Midya’lı bir tacire verirler, bu tacir de sonradan Yusuf’u Mısır kralının muhafız komutanı Potifar’a satar. Genç köle, parlak zekası ve çalışkanlığı sayesinde kendini sevdirdiğinden efendisi kısa bir zaman içinde onu evinin kahyası yapar. Bu işi layıkıyla başaran Yusuf, ev halkının ve bilhassa efendisinin eşi olan Züleyha’nııı teveccüh ve takdirini kazanır.

Yusuf ile Züleyha Aşkı

Yusuf ile Züleyha hikayesi aslında tam olarak burada başlıyor. Günden güne köleye bağlanan Potifar’ın karısı nihayet Yusuf’a aşık olur ve onu elde etmeye çalışır. Nitekim bir gün Yusuf’un gözlerinin içine bakarak: “Benimle yat” der. Efendisine ihanet etmek istemeyen genç köle bu aşk teklifini reddeder. Nihayet, ikisinden başka evde kimsenin bulunmadığı bir gün, Yusuf’u elbisesinden çeken kadın: “Benimle yat! ” diye ısrar eder. Fakat Yusuf elbisesinin bir ucunu kadının elinde bırakarak kolları arasından sıyrılır ve oradan kaçar. O zaman Züleyha Yusuf’tan intikam almak için, genç kölenin tecavüz etmek maksadiyle odasına girdiğini, bağırması üzerine korkup kaçtığını, bu arada, kaçarken elbisesinden bir parçasının elinde kaldığını iddia ederek Yusuf’u itham eder ve cezalandırılmasını ister.

Yusuf ile Züleyha Hikayesi - Yusuf Potifar'ın esi Züleyha'dan kaçarken
Yusuf ile Züleyha Hikayesi – Yusuf Potifar’ın esi Züleyha’dan kaçarken (Philipp Veit ‘in tablosu)

Yusuf ile Züleyha aşkı ile ilgili hikaye yüzyılların esrar perdesi arkasında gizli kalmış ve böyle bir kimsenin mevcut olmadığını iddia edenler bile çıkmıştır. Bâzı kimseler de, Yusuf adlı değilse bile, milattan önce 14. yüzyılda Mısır’da, III. ve IV. Amenofis ’in saltanatı altında, Yusuf’a atfedilen macerayı geçiren bir şahsın yaşamış olduğunu ileri sürmüştür. Bazıları da bu şahsın IV. Amenofis ‘in generallerinden Janhamu olduğunu tahmin etmektedirler. Şunu da belirtmek lazımdır ki, Yusuf’un yaşadığı devire ait Mısır hakkında Incil’de geçen tasvirler bu hakikatlere uymaktadır.

Kuran’ın 12. Suresinde Geçen Aşk Hikayesi

Yusuf ile Züleyha Aşkı
Yusuf ile Züleyha Aşkı

Tarihi bir hakikat olsun olmasın, Yusuf ile Züleyha aşkı o kadar zengin ve cazip vakalarla doludur ki, Müslümanlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, Yunanlılar, İspanyollar, Araplar, Farslar onu anlatmışlardır. Kuran’ın 12. suresinde geçen bu aşk hikayesini meşhur büyük İran şairi Firdevsi, yalnız şark değil, tekmil dünya edebiyatına mal etmiştir.

Hakikati söylemek icap ederse, Müslümanlığın yaratmış olduğu Züleyha, Hıristiyanların, Yunanlıların yaratmış oldukları Züleyha ’lardan çok daha güzel ve merhamete layıktır. Çünkü şark aleminin Züleyha’sı, Yunanlıların Giritli Fedra’sı gibi, kocasının oğluna göz koymamış, bir yabancıya aşık olmuştu. Üstelik bedbaht bir kadındı, babası ve anası sırf Mısır sarayında ve Amun tanrısının rahibeleri arasında parlak ve muhteşem bir hayata kavuştuğunu görmek için onu sarayın ileri gelenlerinden, fakat hadım olan Potifar ’a vermişlerdi. Halbuki Züleyha genç, güzel ve ateşli bir kadındı. Yusuf da genç ve güzeldi, o kadar ki, sonradan Araplar bir erkeğin güzelliğini methetmek istedikleri vakit “İkinci bir Yusuf” tabirini kullandılar. Evet, Yusuf Yahudi bir köle idi, birkaç metelik mukabilinde satın alınmış, üstelik Mısırlıların dinine inanmayan, Mısır’da kimsenin bilmediği bir tanrıya tapan bir köle. Evet, doğru, fakat aşk her şeyi aşar. İranlı ve Arap şairleri Yusuf ile Züleyha aşkı hikayesini şöyle anlatıyorlar:

Yusuf evin kahyası olduğundan, ev sahibi Potifar’ ın karısı Züleyha sık sık, günde birkaç defa onu görüyordu. Kölenin güzelliği hakkında söylenen takdirkar sözleri işitiyor, bütün kadınların onu arzu ettiğini biliyordu. Yavaş yavaş ona bağlandığını hissetti. ilk önce bulunduğu mevki ve dini itikadı Yahudi köleye kadar alçalmasına engel oldu, fakat nefsine hakim olamayarak derin bir aşka kapıldı.

Züleyha Sevgilisi Yusuf’u Arzularına Alet Etmek İçin Her Yolu Deniyor

Züleyha Yusuf’u arıyordu. Evde olan bitenden haberdar edilmek bahanesiyle sık sık onu yanına çağırtıyordu. Sevgilisine cazip görünmek için günde üç defa elbise değiştiriyor, süsleniyor, üzerine baş döndürücü kokular serpiyordu. Fakat Yusuf, kendine hakim, soğukkanlılığını muhafaza ediyordu. Kadın, köleyi arzularına alet etmek için akla gelen her kurnazlığı denedi. Kalbini fethetmek için büyücülere de başvurdu; her şey nafile. Nihayet, haysiyeti, şerefi bir yana atarak kendi ileri atıldı, açıkça kalbini ve vücudunu ona sundu. Gene de nafile… Güzel ve kibirli köle nezaketle ve fakat kesin bir şekilde Züleyha’yı reddediyordu.

Yusuf, yalnız saf ve temiz kalpli olduğu için Züleyha’yı reddetmiyor, bilhassa Tanrı huzurunda günaha girmek istemiyordu. Yusuf kendinin büyük işler yapmaya görevlendirildiğini, o güne kadar başından bin bir felaket geçmişse de bu felaketlerin, onu şan ve şerefe ulaştıracak Tanrıdan geldiğine inanıyor ve Tanrının en çok sevdiği kulu kendini addediyordu. Günahkar bir kadının cilvelerine böyle parlak bir istikbali nasıl feda edebilirdi?

Fakat bu arada Züleyha aşk ve ıstırap içinde kıvranıyordu. Firdevsi’nin sözleriyle; kalbinden yaralanmış, aşk alevi vücudunu öyle sarmıştı ki artık ihtirasini gizleyemiyordu. Arkadaşları, Amun mabedindeki diğer rahibeler işin farkına vardılar. Züleyha’nın ne kadar hararetle Yusuf’tan bahsettiğini duyuyorlar, onunla karşı karşıya gelmek için nasıl derin bir ihtiras beslediğini, nasıl sabırsızlandığını görüyorlar, başkaları Yusuf’u methettikleri vakit birdenbire nasıl kızardığını farkediyorlardı. Artık dedikodu başlamıştı. Gene Firdevsi’nin sözleriyle; her mecliste, her mahallede, her evde Mısırlı kadınlar onun lafını ediyordu: Firavun’un sarayına mensup Züleyha, bir Yahudi köleye aşık olmuş,  yalnız aşık olmakla kalmamış, onun olmak istemiş ve reddedilmiş o kadar alçalmış diyorlardı. Bu iğneleyici sözler Züleyha’nın kulağına çalındı. Arkadaşlarına şeytani bir oyun oynamak niyetiyle onları köşküne davet etti.

Yusuf ‘u Gören Kadınlar Onun Güzelliğine Kapılıp Bıçakla Ellerini Kesiyorlar

Daveti kabul edip sarayına gelen endamlı ve ihtişamla süslenmiş Mısırlı hanımlara Züleyha nefis portakallar ikram etti ve bunları soymak için gayet keskin ufak bıçaklar dağıttırdı. Kadınlar sohbete dalmışken, tam o sırada salonda Yusuf göründü. Kadınlara şerbet ikram etmesini ona bizzat Züleyha emretmişti. Yahudi kölenin İlahi bir güzelliği vardı. Kadınlar: “Tanrım, bu insan değil, bir melek” diye haykırdılar, ve şaşkınlıkla ellerindeki son derece keskin bıçaklarla ne yaptıklarının farkında olmayarak, portakalları soyacak yerde ellerini derin derin kestiler. Yaralardan fışkıran al kan, elbiselerini, başlarındaki ak örtüleri kirletti. Hayretten dehşete düşen kadınlar, daha neye uğradıklarını anlamaya vakit kalmadan Züleyha onlara hitaben: “Onu bir an görmekle aklınızı kaybettiniz” dedi. “Ya siz de benim gibi onu daima karşınızda görseniz ne yapardınız?” Bu sözler üzerine sükunet bulan misafirler, Amun rahibesinin duyduğu büyük ıstırabı anladılar ve ona yardım etmek teklifinde bulundular. Züleyha bu teklifi kabul ederek, beslediği delice aşkı reddetmemesi için Yusuf’u ikna etmelerini arkadaşlarından rica etti.

Kadınların kendisine yaptığı bu ziyaretin hakiki gayesini sanki anlamış gibi, Yusuf her zamankinden daha itina ile süslenmiş, kendine çeki düzen vermişti. Firdevsi diyor ki: “Züleyha lehinde pek hararetli olmadığı kadar samimi de olmayan sözler sarf ettikten sonra, kadınların her biri Yusuf’u kendine çelmeye çalıştı. Bu kadar çok aşk teklifi karşısında kalan Yusuf ise, şayet şeytana uyacak olursa, hepsi yerine yine de Züleyha’yı tercih edeceğine hiç şüphe olmadığını söyledi.

Züleyha, Günah İşlediğini Görmemesi İçin Yatağının Baş Ucunda Bulunan Mısır Tanrısının Resmini Bir Örtü İle Örtüyor

Yusuf ve Züleyha Hikayesi
Yusuf ve Züleyha Hikayesi

Yusuf’un tereddüt geçirdiği anlar da oldu. Saraydaki portakal hadisesinden sonra Züleyha’nın genç köleye olan çılgın aşkı bir kat daha artmıştı. Genç kadın Yusuf’u isteğine ikna etmek için her çareye başvurdu. Bir gün onu yatak odasında, yatağının yanına çekti ve hatta ümitlenerek, günah işlediğini görmemesi için yatağının baş ucunda bulunan Mısır tanrısının resmini bir örtü ile örttü. Bu hareketini gören Yusuf: “Sen bir puttan korkuyorsun da, ben her şeyi gören Tanrımdan nasıl korkmayayım?” dedi. Bu sözler üzerine Züleyha bundan böyle onun tanrısına tapacağını, hatta Mısır halkını da onun dinine çevireceğini vadetti, fakat boşuna. Züleyha’nın kızıp Yusuf’u, kendine tecavüz etme ile itham ederek hapsini istemesi üzerine Yusuf gerek efendisi, gerekse hakimin huzurunda kendini müdafaa etmemişti. Fakat onu yargılayan hakim dedi ki: “Şayet elbise önden yırtılmışsa, kadm hakikati söylüyor, fakat elbise arkadan yırtılmışsa iftira atıyor” Ve elbisenin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, kadına: “İftira atıyorsun” dedi. Böyle olmakla beraber Yusuf yine de zindana atıldı.

Yusuf ile Züleyha aşkı hikayesinin geri kalan kısmı malumdur. Firavun bir gece rüyasında yedisi besili yedisi zayıf inek gördü. Bu rüyasını tabir edecek kimseye en yüksek mevkii mükafat olarak vereceğini vadetti. Fakat Mısır alimlerinin hiçbiri firavunun bu rüyasını tabir edemedi. Yusuf başardı. O zaman kral onu zindandan çıkarttı ve huzuruna getirtti. “Yusuf’un Destanı” nı yazan ismi meçhul bir İspanyol şairine göre firavun, bilgisini denemek için Yusuf’a ayrı ayrı yetmiş dilde sorular sordu, o da hepsine cevap verdi. Böyle derin bir bilgi karşısında hayranlığını ifade eden kral onu Mısır kral muavini ilan etti.

Yusuf ile Züleyha Aşkı Tekrar Alevleniyor

İran şairleriyle “Yusuf’un Destanı” nı yazan meçhul İspanyol şairi, Yusuf ile Züleyha aşkı hikayesini şu şekilde neticelendirmişlerdir: Eski kölesi, Yusuf’un kendi yerine büyük vezir ilan edilmiş olmasına tahammül edemeyen Potifar, duyduğu ıstıraba tahammül edemeyerek öldü. Bunun üzerine inzivaya çekilen Züleyha’nın da ağlaya ağlaya gözleri kör oldu. Kendinden fazla sevmiş olduğu kölenin tanrısına tapmak için, evindeki bütün tapınakları parçaladı ve onun dinine döndü. Onu hala o kadar çok seviyordu ki Yusuf ‘un, atı üzerinde veya kral arabasında geçeceği yollara çıkıp bekliyordu. Onu kalbi ile görmek istiyordu, çünkü gözleri artık görmüyordu. Nihayet talih, veya yeni Tanrısı ona yardım etti. Bir gün Yusuf yoldan geçerken ona: “Köleyi sarayın efendisi yapan Tanrının adı kutlu olsun” diye seslendi.

Bu sözleri duyan Yusuf, kadının huzuruna getirilmesini emretti. Züleyha evvela, kendini tanıttı, sonra o güne kadar çekmiş olduğu ıstırapları o kadar acıklı bir lisan ile anlattı ki, Yusuf dayanamayarak ağladı ve kadına, yerine getireceği vaadi ile en büyük üç arzusunu kendisine söylemesini istedi. Züleyha da: “Benim için dua et, Tanrı bana gözlerimi ve gençliğimi iade etsin” dedi. Yusuf Tanrıya dua etti ve kadının dileği derhal yerine getirildi. Bu defa Züleyha: “Tanrı bana eski güzelliğimi iade etsin” dedi. Tanrı güzelliğini iade etti. Züleyha on sekiz yaşında bir kız gibi gençleşmiş, eskisine nazaran daha güzelleşmişti. Yusuf: “Üçüncü dileğin nedir?” diye sordu. Züleyha da sadece: “Beni eşin olarak al” dedi. Bu sözler üzerine geçmiş günleri hayalinde canlandıran Yusuf, müteessir oldu ve bir kere daha hüngür hüngür ağlamaya başladı. Fakat o zaman Tanrıdan şu emri aldı: “Yusuf, sen onun bu dileğini yerine getireceksin, gerek bu dünyada, gerekse gelecek dünyada Züleyha senin nasibindi”

Benzer Yazılar İçin:

1-Adnan Menderes’in Çok Sevdiği Kadın Ayhan Aydan
2-Gılgamış’ın Ölümsüzlük Arayışı
3-İlyada ve Odysseia Destanı’ndan Kalipso Odise Aşkı

Bu arada Yusuf ile Züleyha Hikayesi ile ilgili daha fazla bilgiye Yusuf ve Züleyha Hikayesi linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.