Kara Ahmet Efsanesi

Pehlivan Kara Ahmet ve Hayatı

Pehlivan Kara Ahmet 1871 yılında Hezargrat’ ta doğdu. İstanbul’a geldiği zaman 20 yasını aşkındı. Bursa’da yapılan bir güreşte Prens Abbas Halim Paşanın dikkatini çekti. Pehlivan Hergeleci İbrahim ‘den ders alması için prensin Balta Limanı’ndaki yalısına yerleşti. Abbas Halim Pasa, Kara Ahmet’in teknik bir sporcu olarak yetişmesini istiyordu. Vakanüvis Lütfi Efendi’nin torunu olan ve Anadolu Kavağı ‘nın üstündeki Haydarpaşa çiftliğinin geliri sayesinde geçim kaygısı çekmeyen Ali Raif Bey Kara Ahmet Pehlivan ‘a idman hocası oldu.

O sırada Kara Ahmet Pehlivan gibi 27 yasında olan Ali Raif Bey’in dehşetler dehşeti bir kuvveti vardı. Böyle yağsız ve yavuz bir pehlivana hocalık yapmak hakkını ispat için her şeyden önce ona kendi kuvvetinin üstünlüğünü ispat etmesi gerekiyordu. Kara Ahmet’in parmağını tutunca kıvırdı, bileğini yakalayınca büktü, son olarak da bahçenin demir parmaklıklarını birer hamlede eğip eğiverdi. Pehlivan Kara Ahmet: “Bu adam iyi ki güreş yapmıyor, yoksa insanın kaburga kemiklerini de kırıverir” deyip ondan ders almayı memnunlukla kabul etti.

Kara Ahmet, Ali Raif Bey hakkındaki hükmünde haklı idi. Bu müthiş kuvvetli adam beş kişinin sökemediği kuru bir fidan azmanını kucakladığı gibi kökünden çekip çıkarıyordu. Ayrıca odun tartmaya mahsus 250 kiloluk bir çek taşını iki parmağı ile kaldırıveriyor, iki ucunda birer gülle alan demir çubuğu ayak parmakları ile havaya fırlatıp eliyle tutuyordu. Bir gece, Emirgan iskele memuru Nazif Efendi’ye muziplik olsun diye iskelenin demir parmaklıklarını birer birer bükerek eğik halde bırakmıştı. Ertesi sabah Nazif Efendi demirlerin halini görünce büyük bir telaşa kapıldı. Parmaklıkların muhafazasından kendisi mesuldü. O sırada vapura binecek bir yolcu edası ile gelen Ali Raif Bey’i görerek yana yakıla yardımını istedi. Ali Raif Bey de herkesin şaşkın bakışları arasında birer büküşte bütün parmaklıkları doğrultuverdi. Nazif Efendi o zaman bu işi Ali Raif Bey’in yaptığını anlayarak: “Benden hiç teşekkür bekleme, bu senin işin. Şimdiki iyiliğinle akşamki fenalığını düzelttin” dedi. İste Ali Raif Bey, böyle biriydi.

Pehlivan Hergeleci İbrahim ve Ali Raif Bey’in Hocalığı

Cihan Şampiyonu Pehlivan Kara Ahmet
Cihan Şampiyonu Pehlivan Kara Ahmet

Kara Ahmet, Pehlivan Hergeleci İbrahim ‘den güreş tekniğini, Ali Raif Bey’ den de idman yapmayı öğrenerek yetişti. İlk günlerde 43 kiloluk bir gülleyi zor kaldırabiliyordu. Fakat idman geliştikten sonra 75 kiloluk gülleyle lastik top gibi oynamaya başladı. Pazıları, kolları kuvvetlenmişti. Yaptığı idmana Türk güreşinde birçok oyunlar keşfeden teknik harikası Pehlivan Hergeleci İbrahim’in hocalığı da katılınca zaten doğuştan pehlivan, gözü pek, enerjisi sonsuz olan Kara Ahmet Pehlivan birkaç yıl içinde tam kıvamını buldu. Abbas Halim Paşa da onu dünya pehlivanları ile güreşsin diye 1900 Paris Sergisi’nde yapılacak olan dünya şampiyonluğu güreş müsabakalarına gönderdi.

Pehlivan Koca Yusuf 1898 de Amerika dönüsü bir deniz kazasına kurban gittiği için hayatta değildi. Yine de böyle bir dünya şampiyonluğu için Paris’e gönderilecek, Kurtdereli Mehmet Pehlivan gibi daha baskın pehlivanlar vardı. Fakat Kurtdereli Mehmet Pehlivan gibi güreşçilerin üstünlüğü yağlı güreşte idi. O zamanlar ise Avrupa’da güreş yalnız Grekoromen tarzında yapılırdı. Bizim pehlivanların daha isine gelen serbest güreş yalnız Amerika’da revaçta idi. Grekoromen güreşte belden aşağı tutmak yoktu. Kara Ahmet’in bütün vücut meziyeti zaten belden yukarıda toplanmış ve ense, göğüs, pazı, beli fevkalade idi. Pehlivan Hergeleci İbrahim onun Grekoromene de çok kabiliyetli bir yaratılışta olduğunu anladığı için Grekoromene de yarayacak oyunlar öğretmişti. İste Pehlivan Kara Ahmet dünya güreş şampiyonluğuna bu şartlar içinde gitti.

Vakaa Kara Ahmet Pehlivan ‘dan önce Avrupa’ya, hatta Amerika’ya Pehlivan Koca Yusuf, Pehlivan Hergeleci İbrahim gibi daha başka Türk pehlivanları da gitmiş ve dünya şampiyonlarının sırtını yere getirmişlerdi ama o güreşler böyle resmi değildi. Güreşleri organizatörler tertip ediyor, kulüpler veya müesseseler alevlendiriyor, ortada servetler dönüyordu. Kara Ahmet Paris’teki bu milletlerarası güreşte, Türkiye’ye ilk resmi dünya şampiyonluğunu kazandırıp yurda döndü. İki sene daha yasadı. Ve 24 Mayıs 1902’de fazla idman yüzünden bir kalp krizi geçirerek vefat etti.

Pehlivan Koca Yusuf ve Pehlivan Hergeleci İbrahim’den Sonra Kara Ahmet Pehlivan Fransa Halkına Kendini Tanıtıyor

Fransızlar Büyük Fransız İhtilali’nin yüzüncü yılını kutlamak için 1889 da Paris’in göbeğinde Eyfel Kulesi’ni yükselttikleri gibi o güne dünya çapında bir kıymet vermek üzere bir de Dünya Sergisi açmışlardı. 11yıl sonra, yani 1900 yılında da 19. yüzyılın bitip 20. yüzyılın gelişi şerefine gene bir Dünya Sergisi açtılar. Bir de Dünya Güreş Şampiyonluğu tertip ettiler. Belli başlı milletlerin en başpehlivanları dünya şampiyonluğunu resmen ele geçirmek emeliyle Paris’e geldikleri için bu seferki güreşler yalnız pehlivanların değil, aynı zamanda milletlerindi de. Bu büyük mücadelede Türkleri Kara Ahmet Pehlivan temsil ediyordu.

Rusya Aslanı Başpehlivan Hakensmith
Rusya Aslanı Başpehlivan Hakensmith

Güreşlerin yapılacağı “Foli Berjer” sahnesinde pehlivanlar halka takdim edildiği zaman dev zenci güreşçisi Angiligo, pazıları bacak kalınlığındaki Rus Başpehlivan Hakensmit, ondan daha heybetli Danimarkalı Petersen arasında 1.80 boyu ve 105 kilosu ile Kara Ahmet’i önemseyen olmadı. Fakat bütün o dünya pehlivanları, geniş ve daimi bir tebessümle aydınlanan güleç yüzlü Türk pehlivanının önünde birer birer serilmeye başlayınca Pehlivan Koca Yusuf ve Pehlivan Hergeleci İbrahim ‘i görmüş Parislilerin alakası da yavaş yavaş Kara Ahmet Pehlivan üzerinde toplanmaya başladı. Sıra o senelerin dünya şampiyonu Fransız Pehlivan Lorent ile Beauquerox ‘dan önce 1891 de dünya şampiyonluğunu kazanıp üç sene bu unvanı kimseye kaptırmamış alan gene Fransız Pehlivan Paul Pons’a gelince herkes nefesini tutmuştu.

1.97 boyunda ve 126 Kilo Ağırlığında Pehlivan Paul Pons

Pehlivan Paul Pons
Pehlivan Paul Pons

Pehlivan Paul Pons 1.97 boyunda, 126 kilo ağırlığında idi. İlk güreştikleri gece Pehlivan Kara Ahmet, bu insan azmanını da yendi. Fakat hakemlerin Fransız’ı tutmaları yüzünden yenilmemiş sayıldı. İkinci gece tekrar yenince bir şey diyemediler. Fakat bu sefer de Pehlivan Paul Pons yattığı yerden “Çelme attı da öyle yendi” diye itiraz etti. Fransız’ın bu itirazı Kara Ahmet’e tercüme edilince Pehlivan Ahmet hiç sesini çıkarmadı. Mağlubiyeti atlattığına sevinen Paul Pons ayağa kalkınca Kara Ahmet bu sefer ona apaçık bir çelme attı. Fransız küt diye yere serildi. Kalkınca bir daha… Gene küt yere düştü. Kalkınca bir daha… Hakemler : “Ne yapıyorsun, böyle güreş olmaz” diye bağırdılar. Sonrasında Pehlivan Kara Ahmet tercümana cevap verdi: “Size ispat ediyorum ki ilk yenişimde ona çelme atmamıştım. Eğer atsaydım ayakta bile duramayarak hep böyle yerden yere çarpılıp dururdu.” Bu söz üzerine bütün halk : “Yaşa Kara, yaşa Kara” diye coşkun tezahürat yaptı.

Hakemler çelmelerle karışan bu curcunalı geceyi de saymayıp güreşi üçüncü geceye bırakmak isteyince Pehlivan Kara Ahmet kabul etmedi. “İki gecedir yeniyorum, saymıyorsunuz, artık ne diye güreşeyim?” diye diretti. Israrların fayda etmediğini görünce güreşleri seyretmek için Paris’e gelmiş olan Prens Abbas Halim Pasa, Kara Ahmet’i çağırttı : “Ne yapıyorsun ?” dedi. “Kabul etmezsen bunlar seni yenilmiş ilan eder. Hem Pehlivan Paul Pons’un halini görmüyor musun? Yıldı artık. Yarın gece o tarzda yeneceksin ki…” Üçüncü gece Pehlivan Paul Pons o tarzda yenildi ki değil İtiraz etmek, yerden bile kalkamadı.

Cihan Şampiyonu Pehlivan Kara Ahmet ve Aşkı Ayşe Zarife

Bütün halkın bir mucize seyreder gibi şaşakaldığı asıl güreş Pehlivan Kara Ahmet’ in dünya şampiyonu Fransız Pehlivan Lorent Le Beauquerox ile yaptığı güreş oldu. Herkes Türk pehlivanının artık buna dayanamayacağını sanırken Kara Ahmet Fransızların en tanınmış güreşçilerinden biri olan bu dev vücutlu, herkül gibi kuvvetli rakibini çevik bir kol kapması ile yere seriverdi.

Kara Ahmet 1900 yılında Fransa’da gerçekleştirilen şampiyonada 37 yabancı pehlivanı yendi. Yalnız dünya şampiyonluğunu ve 6 altınla, 3 gümüş madalya değil, yendiği dev gibi pehlivanların hepsinden daha küçük yapılı olması, cesareti, atılganlığı, gözünü budaktan esirgememesi ve bunlarla beraber efendiliği de bir an elden bırakmaması ile bütün Fransız halkının ve dilber bir Fransız kadının kalbini de kazandı. Bu kadın Juliette adında olup Müslüman olduktan sonra Ayşe Zarife adını alarak Kara Ahmet ile evlendi ve dünyanın bu en güçlü adamının kolunda Türkiye’ye geldi.

Benzer Yazılar İçin:

1-Yaşanmış ilginç Tarihi Olaylar
2-Tarihimizde Tuhaf Hadiseler
3-Sokrates’in Son Sözleri “Borçlarımı Ödeyin”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.