Yaşanmış İlginç Tarihi Olaylar

ilginç Tarihi Hikayeler

Bu yazıda tarihten ilginç hikayeler sunmaya çalışacağız. Anlatılanlar arasında o denli ilginç tarihi hikayeler var ki bu olaylar gerçekten yaşanmış mıdır yoksa uydurma mı ben bile o konuda kendimi çok ikna edemedim. Şimdi gelin o ilginç tarihi hikayeler arasında 1788 yılında Paris’teki Diyö Hastanesinde geçen garip hikaye ile başlayalım.

Tarihten ilginç Hikayeler

1788 senesinde Cerrah Tenon, kralın emri üzerine Paris’teki Otel Diyö hastanesini gezmişti. Orada gördüğü şeyler hakkındaki raporunda yazdığına göre; hastane binalarından birinde 2.627 hasta yatıyordu. Bunlar arasında ateşli hastalar, loğusalar, çiçek çıkaranlar vardı. 1 metre 10 santim kadar eni olan yataklar iki kişiye mahsustu, fakat içlerinde, üçü baş, üçü ayakucunda olmak üzere altı kişi yatıyordu. Böylece hastalardan birinin ayakları diğerinin omuzuna, hatta yüzüne gelirdi. Kendilerine ancak 35 santim kadar yer kalan hastalar asla uyuyamazlardı.

ilginç Tarihi Hikayeler - Tarihten ilginç Hikayeler - Gerçek Tarih
ilginç Tarihi Hikayeler – Tarihten ilginç Hikayeler – Gerçek Tarih

Elbise dolaplarında çiçekli ve uyuzlu hastaların elbiseleriyle diğerlerinin elbiseleri bir arada bulunuyordu. Bitlilerle temizler de karışıktı. Yani hastaneden çıkan bir adam elbiselerini çiçek ve uyuz mikroplarıyla aşılanmış ve bitlenmiş olarak giymeye mecburdu. Ölülerin elbiseleri de burada saklanır ve her sene yedi, sekiz bin tane olmak üzere mezata çıkarılırdı. Bunlar memleketin her tarafına mikrop yayarlardı.  Bu hastanede ölenlerin hepsi enfeksiyon yüzünden ölüyorlardı. Hasta loğusalar salim loğusalarla birlikte ve bir yatakta üç dört kadın olmak üzere yatarlardı.

1956’da Haçlı ordusunun ziyareti esnasında su hadiseler olmuştur: “Köylüler karıları ve çocuklarıyla beraber ordunun dağınık düzeni üzerine hücum ederek bir zamanlar kendilerine yapılan zulümlerin intikamını almaya kalkmışlar ve bu nedenle ellerine geçeni öldürmüşlerdir. Bir zamanlar gözlerinin önünde karılarına ve kızlarına tecavüz edildiğinden dolayı köpürmüş olan kocalar ve babalar askerlerin bu suçu işleyen uzuvlarını kesmişlerdir. Birçok asker domuz boğazlanır gibi öldürülmüştür. Bu esnada yapılan vahşet tasvir edilemeyecek derecededir.

Kısa Tarihi Hikayeler

Orta zamanda harb daima ücretli askerlerle yapılırdı ve bir harbden sonra bunları dağıtmak bir mesele olurdu. Hele ücretten alacakları kalmışsa askerler hiç gitmezlerdi. Macarlar 1492 senesinde bunun kolayını bulmuşlar; ücretini almamış 8.000 askerden 6.000 tanesini katlettirmişler ve kalanlarını canlarını kurtarmak için Avusturya’ya kaçmaya mecbur etmişlerdir.

1512 senesinde Regensburg’da bir genelev sahibi belediyeye yazı ile müracaat ederek rekabetten dolayı zarara uğradığından şikayet etmiştir. Bu müracaata göre, perhiz zamanlarında fahişeler manastırlarda oturarak sanatlarını yapmakta ve vergi kaçakçılığı etmekteydiler.

11. Asır başlarında Merselburg şehri piskoposu Titmar yazdığı bir kitabında Matild isminde bir rahibeden bahseder. Vücudunu İsa’ya vakfetmiş olan bu bakire evlenmiş, sonra başka birisinden bir çocuk doğurmuş, fakat buna rağmen bir manastıra başrahibe tayin edilmiştir.

1446 senesinde Frankfurt Belediyesinin Kolonya’ya gönderdiği bir belediye görevlisi, masraf listesinde genelev ziyareti masraflarını da göstermiştir. Buna benzer bir olayın gerçekleştiği 1526 yılında Nürnberg’deki Klaris Manastırı lağvedilmiş ve rahibelerin çoğu derhal genelevlere dağılmışlardır. Halbuki bu manastır, kadınlar arasında ahlaksızlığı azaltmak ve düşkün kızları kurtarmak için kurulmuştur.

Benedikt Von Vayitmil adındaki müverrihin yazdığına göre Bohemya kralı Dördüncü Karl’ın askerleri, kendi vatanları olan Bohemya’da fakirlerin malını yağma eder, hayvanlarını alır, para koparmak için işkence yapar ve kadınların elbiselerini zorla çıkarıp genç kızlara tecavüz ederlermiş.

Açlıktan Deliren İnsanlar

Akıl hastanesinin Üsküdar’daki Toptaşı mevkiinden Bakırköy’e taşınmak üzere olduğu günlerde gazetecilerle konuşan başhekim Prof. Doktor Mazhar Osman şöyle demişti: “İki yıl önce, 1922’de Tımarhanedeki mecnunların sayısı 250 iken, bugün, 700’ü geçmiştir. Bir tek boş yatak bile kalmamıştır. Delilerin artışı en ziyade frengi hastalığındandır. Bir de; esrar, kokain, morfin gibi zararlı maddelerin kullanılmasındandır. Bu arada uyku hastalığı ile açlıktan doğan delilikler de çoktur.

Bize birçok ağır deliler geliyor ki; biraz karınları doyunca, bir iki hafta içinde iyi oluyorlar. Aklı başına gelen bu hastalar, aylardan beri ancak ekmek ve ayran ile kifafi nefse (ölmemek için yenilmesi gereken minimum yemek) mecbur olduklarını itiraf ediyorlar….”

26 Ocak 1921 – Büyük Millet Meclisinde Harcırah Tartışması

Büyük Millet Meclisi 26 Ocak 1921 günkü toplantısında, harcırah (yol ödeneği, meselesini görüşüyor. Konya mebusu Vehbi Hoca: Efendim, diyor, bu harcırah meselesi, memurlar için bir kazanç işi oldu… Hem de büyük bir kazanç. Vilayetin bilmem hangi sancağına bir mutasarrıf tayin olunuyor. Sekiz yüz veya bin lira tutan harcırahını maliyeden çekip de cebine koydu mu, tamam… Gidip evine yatıyor, memuriyet yerine ayak bile atmıyor… Kaymakamlar da öyle… Beş altı yüz lirayı, ömründe bir arada görmemiş bir kaymakam, harcırah diye aldı mı, gaye kazada gelecek diye beklesinler. O da yan gelip evin de keyfine bakıyor.

Biz böyle bir çoklarını gördük… Asıl fenası, bunları arayan soran da yok… Mesela son günlerde Olti mutasarrıfı böyle harcırahını aldı gitti ama, Olti de hala mutasarrıf yok… Burada Olti mebusu var, sormuyor, bizim mutasarrıf nerede ? Ne oldu ? diye aradığı yok…

Bursa mebusu Operatör Emin Bey itiraz ediyor: Hayır, diyor, öyle değildir. Harcırah meselesi memurlar için kazanç değil, felaket olmuştur. İnebolu’ya çıkan ve buraya gelmelerine müsaade edilen 80 zabit aldıkları harcırah yetmediğinden, Kastamonu’ya kadar yaya gelmişlerdir.

Kırşehir mebusu Yahya Galip Bey de: Canım, diyor, bu da mesele mi? Harcırahını almış, yetmemişse, müracaat etsin… Yok almış da cebine atmışsa takip edilsin… Vazifesinin başına gitmeyen memur neden takip edilmiyor? Biz de bu kadar muhasebe memurluğu yaptık, bu bal kabaklığı değildir, memursa vazifesini yapsın, verdiği harcırahı geri alsın… almazsa, o da takip edilsin…

Benzer yazılar için:

1-27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi
2-İstanbul’daki Tarihi Ağaçlar ve Efsaneleri
3-II. Katerina ve Aşk Hayatı

Tarihin En İlginç Tesadüfleri ile ilgili hikayeleri buradan youtube üzerinden dinleyebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.