Ana Sayfa / AŞK HİKAYELERİ / En Güzel Kısa Aşk Hikayeleri- Hüzünlü Bir Aşk Hikayesi

En Güzel Kısa Aşk Hikayeleri- Hüzünlü Bir Aşk Hikayesi

Kısa Aşk Hikayeleri – Hüzünlü Bir Aşk Hikayesi

Kısa aşk hikayeleri konulu yazıda bugün sizlerle hüzünlü bir aşk hikayesi paylaşacağım. Aşk yazıları biraz buruk olur genelde, ben bu öyküde biraz bunun dışına çıkmaya çalıştım, iyi okumalar…

Kısa Aşk Hikayeleri – Sacit’in Yolu

Sıkıcı ve ağır bir akşamdı. Sokak lambaları hep birden yanmış, biraz sonra da yağmur iri taneler helinde yerleri ıslatmaya başlamıştı. Sacit, acele ile bileğindeki saate baktı. Vapurun kalkmasına beş dakika daha var, diye mırıldanarak adımlarını sıklaştırdı. Günün bu saatlerinde köprünün faal ve kesif kalabalığını katetmek için, insanın epeyce maharet sahibi olması lazımdı. Vapurlardan birinin bacasından çıkan bir kurum tanesi, gözüne kaçtı. Fakat şimdi onunla uğraşacak vakti yoktu.

Hem geç kalmış, hem de vücudunda bir kırıklık ve hararet hissediyordu. Keşke şimdi gideceği yer, soğuk ve sevimsiz bir bekar odası olacağı yerde, onu kapıda iç açıcı tebessümü ile karşılayan güzel bir karısı ve zevkle döşenmiş odaları, tertemiz hazırlanmış yemekleri ile sıcak bir ev olsaydı, diye üzüldü. Belindeki ve mafsallarındaki ağrı git gide artıyordu. Böylece, bir anda, etrafında şefkatle dolaşan bir vücudun varlığını özledi.

En Güzel Kısa Aşk Hikayeleri - Hüzünlü Bir Aşk Hikayesi
En Güzel Kısa Aşk Hikayeleri – Hüzünlü Bir Aşk Hikayesi

Evlenmem lazım, diye düşünüyordu. Otuz yaşıma geldim. Eh, işim de fena değil. Beni seven mütevazi bir kızla hayatımı pekala paylaşabilirim. Kalabalığa karışarak vapura girmişti. Zorla bir yer bulup oturabildi. Başını kaldırdığı zaman, kendisine biraz hayretle bakan, iri kahve rengi gözlerle karşılaştı. Bunlar, güzel bir genç kıza aitti. Hafif çekik, nemli ve pırıl pırıldılar. Sacit, büyülenmiş gibi ona bakmaktan kendini alamıyordu.

Sacit’in Hüzünlü Aşk Hikayesi

Ya çok hastayım, ya da insanı yıldırım çarpmış gibi sarsan şu aşklardan birine yakalandım. Eğer, ondan bir dakika ayrılırsam yaşayamam, diye kati kararını verdi. Kız, artık ona bakmıyordu. Elindeki mecmuayı okumaya başlamıştı. Sacit, onu sonradan hayalinde iyice canlandırabilmek için, bütün teferruatını adeta ezberlemişcesine gözden geçiriyordu. Kalkık, küçük bir burnu vardı. Biçimli dudakları hafifçe boyanmıştı. Kaşları biraz kalın kavisli idi. Yüzünde insana huzur veren hoş bir ifade vardı, çağla yeşili bir manto giymişti. Şapkası ve çantası kahverengiydi.

Dakikalar ne de çabuk geçmişti… Vapurun, yanaşmak üzere olduğunu tahmin etti. Çünkü, güzel kız çıkmak için ayağa kalkıp kalabalığa karışmıştı. Sacit de kalktı, fakat o arkasına dönünce, sanki bütün salondaki ışıklar sönmüş gibi kendini boşlukta, ne yapacağını bilmez bir halde hissetti. Evlenmek için hayalinde yaşattığı kız da bu tipte idi.

Seni Ölünceye Dek Unutmayacağım

Ne yapmalıyım acaba diye sordu kendi kendine. Sonra, karar vermiş gibi bir tavır takındı, evini öğrenir ve ailesinden onu isteyebilirdi. Kendine güveniyordu. Yakışıklı denilebilecek tiplerdendi. Sonra, ileride iyi bir istikbal temin edecek bir meslek seçmişti…Fazla mı hayal kuruyorum acaba, diye düşündü. Mektepte, arkadaşlarının, kendisine çok hayalperest ve hassas olduğu için takıldıklarını hatırladı. Gülümseyerek: “O zaman, ne kadar saf ve tecrübesizdim”, diye düşündü. Sonradan, başından epey macera geçmişti. Her defasında şiddetle aşık olduğunu zanneder ve sevdiğine: “Seni ölünceye kadar unutamayacağım”, derdi. Sonra, aradan zaman geçip, karşısına bir başkası çıkınca her şey yeni baştan başlardı. Fakat, bugünkü gibi sarsıldığını hiç hatırlamıyordu. Hala, kalbinin atışlarını bütün vücudunda duyuyordu. Tabi güzel kızın peşini bırakmayacaktı. Vapurdan çıkar çıkmaz, ona sezdirmeden takibe başladı.

Uzun boyu ve ahenkli yürüyüşü ile ne harikulade idi. Fakat, bu temaşa çok uzun sürmedi. Kız, bir müddet daha gittikten sonra, oldukça karanlık bir sokağa saptı. Genç adam, onu gözden kaybetmişti. Sinsi sinsi yağan yağmura rağmen elleri paltosunun cebinde, onu görebilmek ümidiyle o sokakta, belki bir saat aşağı yukarı dolaşıp durdu. Hastalanacağını hissediyordu. Çaresiz pansiyona döndü…

Beethoven ‘ın Mehtap Sonatını Çalar Mısın?

Pansiyona döndüğünde görevliye seslendi: “Ayseli, bana Beethoven ‘ın mehtap sonatını çalar mısın?”Bu, Sacit ‘in vapurda görüp aşık olduğu kızdı. Çok neşeli ve cazipti. Mavi şifondan bir elbise giymiş, göğsüne pembe güller takmıştı. Genç adamın oturduğu koltuğa doğru ilerledi ve yüzüne eğilerek: “Tabi sevgilim, sen ne istersen yapabilirim” dedi.

Hüzünlü Bir Aşk Hikayesi - En Güzel Kısa Aşk Hikayeleri
Hüzünlü Bir Aşk Hikayesi – En Güzel Kısa Aşk Hikayeleri

Salon loştu. Pencereler tül ve koyu renk ağır perdelerle yan yana kapatılmıştı. Havada, rutubetli bir sıcaklık vardı. Ayseli’nin çaldığı sonat, ruhunun derinliklerine kadar nüfuz ediyordu. Parça bitince, Ayseli’yi sert parmakları ile tutup kendine doğru döndürdü. Avuçlarının altından onun teninin iç gıcıklayıcı yumuşaklığını ve sıcaklığım duyuyordu. Birden dudaklarından uzun uzun öptü. Sonra, bir kolunu arkasından, diğerini de genç kızın dizlerini altından sararak kucakladı onu. “Saçların ne güzel kokuyor sevgilim”, diye mırıldandı ve ilave etti: “Sen böyle kollarımda iken bütün dünyayı dolaşabilirim. Ayseli, kendi evimize giderken de yine seni böyle taşıyacağım… Ne o, gözlerinde yaş damlaları pırıldıyor? Her halde duyduğun saadetten olacak!..”

Radyoda Mehtap Sonatı Henüz Bitiyordu

Genç kız fısıltı halinde bir sesle: “Evet sevgilim evet” dedi. “İster misin, birbirimizi bu kadar severken ve böyle çılgınca hislerin tesiri altında iken beraber ölelim?” Sacit, kızın ılık nefesini dudaklarında hissetti. İkinci defa onu dudaklarından öptüğü zaman, ağzında sert bir acılık duydu. Ayseli’nin dudaklarına bembeyaz bir toz sürülmüştü. Onu, şiddetle kendisinden uzaklaştırarak itti ve: “Zehirledin, beni de zehirledin” diye bağırdı.

Uykusundan, kendi sesiyle uyanmıştı. Bu ses, küçük, soğuk bekar odasının duvarlarına çarptı: “Zehirledin beni!” diyen korku dolu bir haykırış…Yatarken, kapamayı unuttuğu radyoda, Beethoven ‘ın mehtap sonatı henüz bitiyordu. Sadık ve müşfik köpeği, onun hastalığını hissederek yatağına çıkmış, terden nemlenmiş ateşli alnını yalıyordu…

Hüzünlü Aşk Hikayesi
Hüzünlü Aşk Hikayesi

Kısa aşk hikayeleri konulu yazımızı beğendiyseniz aşağıdaki benzer romantik hikayeleri de beğenebilirsiniz:

1-En Acıklı Aşk Hikayeleri – Hüzünlü Bir Aşk Hikayesi
2-Hermann Göring ‘in Hapishaneden Eşi Emmy Göring’e Yazdığı Aşk Mektupları
3-Yusuf ile Züleyha Aşk Hikayesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir