Ana Sayfa / Dini Hikayeler / Kısa Dini Hikayeler

Kısa Dini Hikayeler

Kısa Dini Hikayeler

Bu yazıda Evliya Eşrefoğlu Rumi ile ilgili Kısa Dini Hikayeler anlatacağız. Hikaye içerisinde geçen Evliya Kerametleri kanımca biraz abartılmış. Yine de bu hikayelerin gerçekten yaşanıldığı söylenildiği için burada dini hikayeler başlığı altında paylaşmayı uygun gördüm.

Anadolu’da yaşamış doğum tarihi bilinmeyen şairlerden Eşrefoğlu Rumi’nin asıl ismi Esrefoğlu Abdullah Rumi olup babasının ismi Eşreftir. Babası Mısır’dan lznik’e göç etmiştir. Halk arasında Eşrefzade-i Rumi olarak da bilinir. 1484 yılında İznik’te vefat etmiştir. Türbesi İznik’tedir.

Kısa Dini Hikayeler - Evliya Eşrefoğlu Rumi - Yaşanmış Evliya Kerametleri
Kısa Dini Hikayeler – Evliya Eşrefoğlu Rumi – Yaşanmış Evliya Kerametleri

Babasının terbiyesi altında büyüyen Eşrefoğlu Rumi, İznik’te bulunan medreselerde çeşitli bilginlerden dersler almıştır. Daha sonra Bursa’ya giderek padişah Çelebi Mehmet’in medresesine girip burada ondan uzun yıllar ders almıştır. Buradan mezun olduktan sonra Bursa’da hocalık yapan Alaeddin Ali’nin yardımcısı olmuştur.

Eşrefoğlu Abdullah Rumi ve Şeytan Hikayesi

Bir gece Eşrefoğlu Rumî dergahında ibadet ediyordur. Bu sırada bir ışık gelir. O ışıktan şöyle bir ses duyulur: “Ey kul! Dile benden ne dilersen. Bütün haram olan şeyleri sana helal kıldım” Eşrefoğlu bir anda şaşkın bakışlarla sesin geldiği yöne doğru eğilerek kalbinden “Tasavvuf yolundan bana nasip var ise bazı alametler görünsün inşallah” diye geçirerek ona yaklaşır. Allah’ın izniyle diyerek hızlı bir hamleyle Şeytan’ı yakalar ve avucun içinde sıkmaya başlar. O sırada Şeytan “Ya şeyh! Ne yapıyorsun? Allah bana kıyamete kadar mühlet vermiştir. Sen ise beni öldürmek istiyorsun” deyince Eşrefoğlu: “Ey mel’un! öğrencilerimin ve dostlarımın imanlarına kastetmeyeceğine dair söz verirsen, seni bırakırım” der. Şeytan da: “Söz veriyorum” der. Bunun üzerine Eşrefoğlu Rumi: “Ey mel un Allahü tealâ ile olan ahdine, vefa etmedin. Benimle olan ahdine mi vefa edeceksin. Bildiğin şeyden geri kalma” der ve onu bırakır.

Bir süre sonra Eşrefoğlu Rumi bir sohbetinde başından geçenleri öğrencilerine anlatır. Öğrencilerinin “Onun şeytan olduğunu nereden anladınız?” sorusu üzerine şöyle cevap verir :“Bana bütün haramları helal kıldığını söylediğinde onun şeytan olduğunu anladım” der.

Cehennemden Azad Edilen Fakir’in Hikayesi

Kısa Dini Hikayeler
Kısa Dini Hikayeler

Eşrefoğlu Rumi bir sohbetinde şunları anlatır. Bir tarihte Bağdat’ta, zenginler hacca gidiyordu. Bir fakir de o sene hacca gitmeye niyetlenir. Hac kafilesi yola çıkar. Şehir dışına çıkıldığında zenginlerden biri, bir fakirin de hacca gittiğini görünce: “Bineğin yok, azığın yok. Sen hacca nasıl gideceksin? Bari cebinde birkaç altının olsa” diye onla alay eder. Fakir bu zenginin alay etmesine çok üzülür ve “Allah hepimizin rızkını vermektedir. Hepimiz onun verdiklerini yiyoruz” diyerek oradan ayrılır. Hac vazifesini yapana kadar da o zenginle hiç konuşmaz. Mekke’den yola çıkıldığında o zengin, fakiri sağ salim tekrar karşısında görünce hayret ederek “Komşu, sen de buraya kadar gelip hac vazifeni yapabildin mi?” diye şaşırır. Fakir de: “Allaha çok şükür. Yüzümüzün karasına bakmayıp bu mübarek makamı ziyaret etmeyi Allah bana nasip etti” der.

Zengin, “Hacı Efendi sana da berat verildi mi?” diye sorar. Fakir, temiz kalplilikle: “Hayır verilmedi. Bu berat nedir ki?” diye sorar. Zengin: “Ziyaret edenlere cehennemden azad edildiklerine dair berat kağıdı verilir” diyerek koynundan herhangi bir kağıt çıkararak fakire uzatır. Fakir, aldatıldığını anlar ve çok üzülür. Geriye dönüp iki gözü iki çeşme, kanlı yaşlar akıtarak inler. Allah’a dualar ederek yalvarmaya başlar.

Bir süre sonra kendinden geçer. Baygın halde yerde yatarken yanına gelen bir kişi “Ey fakir! Başını kaldır ve şu beratı alıp arkadaşlarına yetiş” der. Kendine gelen fakir ayıldığında elinde dünya kağıtlarına benzemeyen, yeşil renkli nurdan yazılan berat kağıdı bulur. Kağıdı defalarca okşayıp başına koyar ve zenginin yanına giderek: “İşte Rabbimizin ihsanı olan beratım” diyerek koynundan beratı çıkarır. Beratı alan zengin nurdan yazılan beratın üzerinde cehennemden azad olunduğunu okuyunca atından düşüp bayılır.

Evliya Eşrefoğlu Rumi’nin Abdal Mehmet’e Hazırladığı Çamurlu Çorba Hikayesi

Anlatılan bir hikayeye göre ders veren Eşrefoğlu Rumi bir sabah medrese etrafında dolaşırken, zamanın evliyalarından Abdal Mehmed’e rastlar. Abdal Mehmet kendisine Peygamber efendimizin aşkıyla bakarak: “Ey medreseli! Bize köfteli çorba getir” der. Bu söz üzerine Eşrefoğlu Rumi çarşıya gidip köfteli çorba arar, fakat bulamaz ve eli boş dönmemek için köftesiz çorba alır. Abdal Mehmet’e getirirken yoldaki çamurdan bir parça alarak, birkaç yuvarlak köfte haline getirip çorbanın içine atar. Abdal Mehmet çorbayı karıştırıp köfte bulamayınca Eşrefoğlu’na “Hani bunun köftesi?” diye sorar. Daha sonra çorbayı iyice karıştırır ve Eşrefoğlu’na uzatarak; “Ye bunu” der. Esrefoğlu hiç tereddüt etmeden çorbayı içer. Çorbanın içine atılan çamur parçaları köfteye dönüşmüştür.

Evliya Eşrefoğlu Rumi, Eatih Sultan Mehmed Han’ın İstanbul’u fethinden önce “Müzekkin-Nüfus” isimli bir kitap yazmıştır. Ayrıca Tarikatname, Delalil-ün Nübevve, Hayretname gibi bir çok eseri vardır.

Benzer Yaşanmış Kısa Dini Hikayeler okumak için:

1-Dini Hikayeler
2-Evliya Hikayeleri – Evliya Emir Ahmet Buhari
3-Yaşanmış Gerçek Dini Hikayeler

Ayrıca Evliya Eşrefoğlu Rumi ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir