Maliye Nazırı Cavit Bey’in İdam Edilmeden Önce Eşine Yazdığı Mektup

Cavit Bey Nasıl İdam Edildi

İzmir’de 16 Haziran 1926 günü Atatürk’e karşı hazırlandığı haber alınan suikast teşebbüsü üzerine kurulan Afyon mebusu Ali Çetinkaya Başkanlığındaki İstiklal Mahkemesi ilk iş olarak, o zaman muhalif tanınan Kazım Karabekir, Ali Fuat, Refet, Cafer Tayyar ve Rüştü Paşalarla diğer birçok milletvekillerinin teşrii masuniyetlerini kaldırtmak teşebbüsünde dahi bulunmadan yakalatarak tevkif ettirirken, Meşrutiyet devrinin iktidar partisi olan İttihat ve Terakki Fırkası erkanından sağ kalanların hepsini de birer birer tııtuklatıp muhafaza altında İzmir’e sevk ettitirmişti. Bu sabık ittihatçı büyükleri arasında eski Maliye Nazırı Cavit Bey de vardı.

İzmir’de kurulan İstiklal Mahkemesi on altı gün içinde ilk hükmünü verip sanıklardan birçoğunu idam ettirdikten sonra, eski ittihatçıların muhakemelerini Ankara’da görmeye karar vermişti. Bu surette İzmir’den arkadaşlarıyla birlikte Ankara’ya sevk edilen Cavit Rey de oradaki duruşmalar sonunda idama mahkum edilerek, asılmıştı.

İstiklal Mahkemesi’nin ölüme mahkum ettiği Maliye Nazırı Cavid Bey’in tevkif edildiği günden asılacağı güne kadar yazmış olduğu bu mektup eşi tarafından bile ilk defa görülmektedir. Şimdi Cavid Bey’in idam edilmeden önce 21 Haziran’da eşine yazdığı o dokunaklı mektubu birlikte okuyalım

Maliye Nazırı Cavit Bey ve Ailesi
Maliye Nazırı Cavit Bey ve Ailesi

Maliye Nazırı Cavit Bey’in İdam Edilmeden Önce Eşine Yazdığı Mektup

“Çok sevgili Aliyeciğim, Evlendiğimizden beri üçüncü defadır ki birbirimizden ayrılıyoruz. Birincisini, pek iyi hatırlarsın, Roma’ya gitmek içindi. İkincisini, kısa bir Paris seyahati tevlit etmişti. Birinde sen Cahitlerle Gartun tepesinde, diğerinde gene onlarla Manton’da kalmıştım. Ayrı geçirdiğimiz her gün için sende mahfuz bir mektup vardır.

Bunların son numarası, hafızam beni aldatmıyorsa, on dokuzdu.

İstanbula birlikte geldiğimiz 22 Temmuz 1922 tarihinden beri hiçbir gece birbirimizden uzak kalmamıştık. Bu ilk defadır ki vaki oluyor ve ne kadar elim bir sebeple…

Dün senden ayrıldıktan sonra, polis vazifesini kemali terbiye ile ifa etti. Ceplerimi boşalttım. Hallacyan’ın iki mektubu ile Oskan Efendi’nin mektubunu aldılar. (İttihadı Terakki’nin Nafia Nazırlarından Hallacıyan Efendi ile meşhur Posta Telgraf Nazırı Oskan Efendi) Bunlarda ve evdeki taharriyatta evrak ı muzırra bulunmadığına dair bir zabıt imzalandı. Geceyi karakolda geçireceğim anlaşıldı. Evden yatak ve yemek istemekliğime müsaade mektubunu aldılar. Bunlara ve evdeki ettiler. Bunlar geldi

Zavallı sen, bunları gönderirken, kimbilir ne halde idin? Pek iştahsız birkaç lokma yedim, polisle konuştum. Sonra, yatmaya çıktım. Sabaha kadar bir saniye gözlerimi kırpmadım. Yanımda yatan polisin haline hayran oluyordum. Tahtakurusu hücumuna, sanki bir zırh ile örtülmüş gibi mukavemet ediyor ve uyuyordu. Galiba bir kere uyandı ve bana tahtakurusu hissediyor musunuz, diye sordu. Hissetmek mi? Ufkun ağardığını görsem de, bu azap yatağından fırlasam diye bekliyordum.

Fakat maddi ıstırap manevi ateşin yanında hiçti. Her dakika seni yalnız odanda, yaşlı gözlerle, hıçkırıklarla görüyor ve ağlıyordum… Nihayet kalktım. Henüz aydınlığa delâlet eden bir şey yoktu. Saat dört mü idi, neydi bilmiyorum, pencere önünde. Adanın o kadar çok sevdiğim denizine, birlikte ne neşelerle, ne saadetlerle yüzlerce kere geçtiğimiz bu yola baktım.

Sabah ilk vapurla gideceğimizi bildiğini ve mutlaka beni görmek üzere buradan geçeceğini veya vapura geleceğini zannediyordum.

Yüzümü yıkadım, giyindim ve bekledim. Ekmeksiz bir çay içtim. Vakit geldi. Sen çıkmadın.

Osmancığa İyi Bak Onu Oyuncaklarla Avut

Veda edemeyerek, bir kere daha gözlerinden öpemeyerek, cici Osman’dan haber alamayarak Adayı terk etmek lazım geliyordu. Hükmettim ki, vapurun saatini bilmiyordun. Yahut. pek acı olacak olan bu mufarakat anında karşı karşıya gelmemize, dostlar mâni olmuşlardır. Allahaısmarladık. Sabırlı ol, metin ol. Zaaf, korkusu olanların ve kabahatlilerin karıdır. Alınları açık olanların bir şeyden pervaları yoktur.

Osmancığa iyi bak. Babasını aradığı zamanlar, üzülmemesi için onu oyuncaklarla avut.

Her ikinizin gözlerinizi pek çok öperim.

Maliye Nazırı Cavit Bey ve Atatürk’e Suikast Teşebbüsü konulu yazı hoşunuza gittiyse aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- Hermann Göring ‘in Ölmeden Önce Nürnberg Hapishanesinden Eşine Yazdığı Mektuplar
  2-Çanakkale Şehit Hikayeleri
  3-Hüzünlü Şehit Hikayeleri – Şehit Hasan

Konu ile ilgisi olmayan yabancı korku hikayeleri okumak isterseniz buyrun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.