İlk Yerleşik Hayat ve Tarım

ilk Yerleşik Hayat ve Tarımcılık

ilk Yerleşik Köylüler

Eski dergi ve gazete arşivimden bugün sizin için seçtiğim yazı ilk yerleşik hayat ve tarımcılık hakkında olacak. Bu yazıda Büyük Mezopotamya Vadisi ve Palafitta yerleşkelerine gidip ilk yerleşik köylüler ile tanışıp onların hayatlarına göz atıyoruz. Şimdi gelin o zamanlara ışınlanalım… Tarım, insanların yaşantısını alabildiğine değiştirdi. Eskiden göçebe avcılar daha çok etle beslenirlerdi. Oysa şimdi elverişli bölgelere yerleşmiş olan köylüler bir yandan toprağı ekiyor, bir yandan da evcil hayvanlar yetiştiriyorlar.

İklimlerin değişme süreci öylesine yavaştır ki, insanın böyle bir değişikliği fark edebilmesine ömrü yetmez. Buna rağmen yaşlıların çoğu, gençliklerinde babalarının, dedelerinin kendilerine sık sık “kışlar eskisi kadar soğuk ve yağışlı geçmiyor, iklim değişti” dediğini anlatıp dururlar. Ve gerçekten de iklim değişti. Ormanlar yavaş yavaş azalıp kuzeye doğru gerilerken, yerini, yabani keçilerle koyunların yayıldığı tahıl bitmiş geniş çayırlara bıraktı.

Büyük Mezopotamya Vadisi

ilk Yerleşik Hayat ve Tarımcılık - Büyük Mezopotamya Vadisi
ilk Yerleşik Hayat ve Tarımcılık – Büyük Mezopotamya Vadisi

Bazı göçebeler hiç durmaksızın yerlerini değiştirmekten vazgeçip, Büyük Mezopotamya Vadisi ‘ne doğru inen küçük bir tepenin eteklerinde, bir su kaynağının yakınında yerleşmeye karar verdiler ve göçebeyken yaptıklarından daha sağlam kulübeler kurdular: bu kulübelerin kerpiç (içine saman karıştırılarak kurutulmuş balçık) duvarları, taşlardan örülmüş oldukça yüksek bir tabana oturur.

Bu insanlar yerleşik düzene geçtikten sonra da, çayırlardaki otların tohumlarını toplama alışkılarını sürdürdüler. Üstelik bu tohumları saklamanın yolunu da buldular ve siloya benzer yapıların içine yığmaya başladılar. Tohumların bir süre sonra çimlendiğini de böylece fark ettikleri sanılıyor. Bundan böyle, en çok işlerine yarayan, en değerli tohumları ilkbaharda ya da yaz sonunda yeniden ekebileceklerdi. Tarım doğmuştu artık.

Köyde, hepsi birbirine benzeyen kulübelerin her birinde bir aile barınıyordu. Beslenmelerinin temel maddesi olan tahıl tanelerini önceleri kaynatarak ya da kavurarak yediler. Bir süre sonra bu taneleri havanda dövmeyi, daha sonra da un haline getirmeyi akıl edeceklerdi. Bir yandan da, kendilerine gerekli olan bütün eşyaları yapmayı öğreneceklerdi; böylece meslekler doğacak ve herkes belli bir alanda uzmanlaşacaktı.

Palafitta Kadınları

Palafitta Kadınları
Palafitta Kadınları

İlk çiftçilerden bazıları, durgun su birikintilerinin ya da göllerin üzerinde kurdukları köylerde yaşadılar. Palafitta denilen bu göl kentleri, yan yana bitiştirilip sıkıca bağlanmış sırıklardan yapılan ve kazıklar üstüne oturtulan sahanlıklarda kurulmuştu.

Köyde, hepsi birbirine tıpatıp benzeyen kırk kadar kulübe var. Duvarları ince sırıklardan, çatısı da killi bir harçla tutturulmuş dallardan yapılan bu kulübelerin her birinde bir aile oturuyor. Sabahın erken saatlerinde köyün erkekleri ava gitti ve kadınlar için çok yorucu bir gün daha başladı.

ilk Yerleşik Köylüler
ilk Yerleşik Köylüler

Kocaları olmadığı zaman en ağır isler kadınlara kalıyor. Pek genç olmayanların görevi köyde kalıp yemekleri hazırlamak: ağla tutulmuş balıklar, yabani otlarla tat verdikleri lapa gibi pişirilmiş tohumlar… En güçlü kuvvetli olanlar tarlada çalışmaya gitti. Çapayla kara sabanı da sırtlarında taşıyorlar. Bu ilkel saban, kalın bir ağaç dalından yontulmuş basit bir kanca şeklinde henüz; sivri ucu ateşte sertleştirilmiş ya da sabanın bu kısmı ağaçtan değil, bir parça ip ve reçineyle sapa tutturulan çakmak taşından yapılmış.

Tarlaya gelince kadınlar ikişer ikişer kara sabana koşuldu. Birkaç erkeğin de yardımıyla sabanı sürüp, sivri ucunu toprağa batırıyorlar. On saatten fazla çalıştıkları halde ancak birkaç metre karelik bir alanı sürebildiler; üstelik toprak iyice alt üst olmadı bile, geçtikleri yerde sadece saban izleri kaldı o kadar.

Palafitta Kadınları Sazlardan Sepet Örüp Topraktan Çömlek Yapıyor

Kadınlar gün kararmadan köye döndüler. Ama işleri daha bitmedi: kumaş dokuyacak, sazlardan sepet örecek, topraktan yaptıkları çömlekleri, kap kaçağı ateşte pişirip sertleştirecekler; içine su ve erzak koymak, yemek pişirmek için bu kaplar çok işlerine yarıyor.

Topluluğun bütün yükünü omuzlarında taşıyan bu kadınlar alın yazılarının ne kadar kötü olduğunun farkında bile değiller. Kendilerinden 10 000 yıl önce, o mutlu çağlarda yaşamış kadınların bütün gün mağarada oturup, erkeklerin kendilerine çeşit, çeşit, bol bol av getirmelerini beklediklerini akıllarından bile geçiremezler.

ilk yerleşik hayat ve tarımcılık konulu paylaştığımız yazıyı beğendiyseniz aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- iskenderiye Müzesi – Dünyanın En Zengin Kütüphanesi
  2-Lanetli Kitaplar – İskenderiye Kütüphanesi Neden Yakıldı ?
  3-Sokrates’in Son Sözleri: “Borçlarımı Ödeyin”

If you know English you can read Best 3 Scary Occult Experiences

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.