Ana Sayfa / TARİH / Eski Hikayeler – En iyi Tarihi Kısa Öyküler

Eski Hikayeler – En iyi Tarihi Kısa Öyküler

Kısa ve ibret Verici Eski Hikayeler

Eski Hikayeler yazı dizimizde bugün karşınıza en iyi tarihi kısa öyküler ile çıkıyorum. Antik Yunan ‘dan günümüze getirdiğim sıradışı hayat hikayeleri sizleri bekliyor. Bu yazıda Soylu Hüsamettin, Atinalı Mahkeme Görevlisi Hayri, Perikles Çağı Aristokratı Rıza, Atinalı Orta Sınıf Bir Kadın Hayriye’nin kısa tarihi öykülerini paylaşacağız. Dilerseniz lafı uzatmadan söz konusu ilginç eski hikayeler neler, gelin inceleyelim.

Antik Yunanistan’da Ostrakismos Oylaması ile Sürgün Cezası

Atina anayasası, kurumlarına titizlikle bağlıydı. Daha yeni kurulmuş olan demokrasiyi korumak amacıyla, bu anayasa, yükselme hırsı tehlikeli görülen varlıklı ve tanınmış kimselerin halk oyu ile on yıl için sürgüne gönderilmesini öngörüyordu. Bu oylamanın adı Ostrakismos idi.

Eski Hikayeler - Antik Yunan'dan Sürgün Edilen Hüsamettin
Eski Hikayeler – Antik Yunan’dan Sürgün Edilen Hüsamettin

Soylu Hüsamettin, Isparta’nın aristokrat yönetimine öteden beri hayranlık duyardı. Kaderinin Attike köylülerinin eline teslim edilmiş olduğunu görmek, ne acıydı onun için! Halk, o gün bir Ostrakismos oylamasına başvurmaya karar vermiş ve Agora’da toplanmaya başlamıştı. Agora’nın etrafı parmaklıklarla çevriliydi. Yurttaşlar, bu parmaklıklar arasında bulunan on kapıdan gruplar halinde girerek, oyunu kullanıyordu.

Antik Zamanda Ostrakon Kullanılarak Yapılan Demokratik Oylamalar

Büyük bir kalabalık vardı. Mevsim kıştı; tarla işlerinin az olması, köylülere şehirde vakit geçirmek fırsatını vermişti. Çoğunun okuması yazması yoktu. Böyleleri, yanında bulunan daha bilgili birinin yardımına başvuruyor ve sürülmesini istedikleri kimsenin adını bir Ostrakon (Yunanca: çanak çömlek parçası. Ostrakismos adı bu sözcükten gelir) üzerine kazıtıyordu.

Bu kalabalıkla oy verenlerin sayısı çok geçmeden 6 000’e ulaşacaktı. Hüsamettin, ancak soyluların ve onun Pers imparatorluğuna karşı yürüttüğü savaş politikasından çıkar sağlamış olan bazı denizcilerin oylarına güvenebilirdi. Diğer yurttaşlar, yani köylü ve zanaatçıların çoğunluğu, savaşçıların başarılarıyla pek ilgilenmiyordu. Onları en çok düşündüren şey topraklarını işlemek ve ürünlerini satmaktı.

Antik Yunanistan’da Sürgün Cezası 10 yıl Sürüyordu

Sonuç kesindi, Hüsamettin sürgüne gönderilecekti. İşlerine çeki düzen vermesi ve ülkeyi terk etmesi için sürgüne on günlük bir süre tanınacaktı. Sürgün, mallarının tümünün mülkiyetini elinde tutacak ve Attike sınırları dışında olmak koşuluyla, beğendiği yerde oturabilecekti. Bu ceza on yıl sürecekti. On yılın sonunda, mahkum, tutkularından sıyrılmış olarak yurduna dönebilecek ve bütün haklarına yeniden kavuşacaktı.

Antik Yunaistan’da Atinalı Mahkeme Üyeleri Heliastes ‘ler

Atinalılar, kamu işleri yönetimine pek büyük saygı gösterirlerdi. En yüksek görevleri içine alan bu işler, yalnızca yurttaşlar tarafından yürütülürdü. Heliastes’ler ise, yurttaşlarını yargılamak gibi çok ağır bir görevi yerine getirirlerdi.

-“Kararlarımda yasalara uyacağıma, hiç bir etki altında kalmayacağıma, ne kayırma, ne düşmanlık duygusuyla davranmayacağıma, karşıma çıkarılacak davacıyı ve davalıyı aynı dikkatle dinleyeceğime… söz veririm.” Hayri, andına bağlı kalmış ve her Heliastes’in yani halk mahkemesi üyesinin mahkemeden çıkarken aldığı üç obolos’u (obolos: Eski Yunanistan’da drahminin altıda biri değerinde para) gerçekten hak etmişti.

Eski Hikayeler - Sıradışı Hayat Hikayeleri
Eski Hikayeler -Sıradışı Hayat Hikayeleri

Ne yorucu bir gündü ama! Hayri, Atina’ya 20 km uzaklıkta otururdu. Bu yol, yayan aşağı yukarı dört saat tutardı. Bu yüzden güneş doğmadan çok önce yola çıkmıştı. Bu gün karara bağlanacak davalara, yılda bir atanan 6 000 Heliastes’ten üçte birinin, yani 500’er üyeli dört dairenin bakması gerekiyordu.

Ad çekilerek yapılan seçim sonunda, Hayri de görevlendirilmişti. Bir mübaşir, kendisine, üzerinde isminin kazılı olduğu bronz plakadan üyelik kartını ve duruşma sırasında kullanılan aletleri verdi. Mahkeme üyelerinin oturacağı salonun kapısının boyunduruğuyla aynı renkte bir asa ve nihai kararı bildirmeye yarayan iki bronz fiş. Bu fişlerden ortası delik olan fiş mahkumiyet, delik olmayan fiş de beraat kararı için kullanılırdı.

Antik Yunanistan Mahkemelerinde Haksız Şikayetlere Para Cezası Verilirdi

Savunmalar bittikten sonra, her Heliastes, biri bronzdan öbürü ağaçtan yapılmış iki amphora‘dan (anfor) birine, kararını belirten fişi atardı. O günkü duruşmada davacı da sanık da sırayla söz almışlardı; kendilerine verilen zaman, bir su saatiyle hesaplanıyordu. Yargıçlar, tartışmadan ve danışmadan oylarını verdiler. Sanık, beraat etmişti; ama davacı, haksız şikayeti yüzünden 1000 drahmilik para cezasına çarptırılmıştı. Hayri, bu hükmün bu insanlara, kendisinin de bütün namuslu yurttaşlar gibi, muhbirlerden nefret ettiğini düşündüreceği kanısındaydı.

Perikles Çağı Zengin Toprak Sahiplerinin Hayatı

Perikles Çağında Attike, artık büyük topraklardan yoksundu. Ama, ülkede bazı mülk sahipleri hala, asıl nüfuzu ve büyük serveti ellerinde tutuyordu. Aşağıdaki yazı, Atinalı bir mülk sahibi olan Rıza’nın mektubundan alınmıştır:

“… Elimdeki mal mülkle nasıl geçindiğimi soruyorsun. Bildiğin gibi, epey arazim var. Atina’da, her katında dörder odası ve çok güzel bir taraçası olan iki katlı evimden başka, ovada, 15000 drahmi değerinde ve bana yılda 1200 drahmi kira getiren bir toprağım bulunuyor. Ayrıca, geçenlerde, ondan daha küçük bir arazi edindim. Bu araziyi işlemek için bana on beş iyi köle yetecek.

Antik Çağlarda Zenginlerin Kölelere Verdikleri Değer

Atinalı Zalim Mülk Sahibi Rıza
Atinalı Zalim Mülk Sahibi Rıza

Bir toprağı en verimli bir şekilde işletmenin en iyi yolu, ucuza çalışacak köleler bulup onları iyi idare etmektir. Köleleri beslemek için şimdiden seksen anfor bozulmuş şarapla otuz anfor hafifçe kokmuş tuzlu balık aldım. Bu saydıklarım o kadar ucuz ki, adamlarımdan bazılarını hasta edecek olursa, yerlerine yenisini kolaylıkla bulup koyabilirim.

Onca Zenginliğine Rağmen Rıza Mutsuz Çünkü Bazen Hayır Yapmak Zorunda

Şimdilik hayvanlarımdan çok memnunum. Savaşa giderken ya da arazimi dolaşırken bindiğim bir safkan atım, sekiz çift öküzüm, altmış koyunum ve yüz keçim var. On kölenin özenle baktığı bu hayvanlar, bana gelirimin üçte birini sağlıyor. Atina’nın en zengin yurttaşlarından biri sayılmaktayım. Ne var ki, bana mutluluk vermesi gereken bu durum, bazen keyfimi kaçırıyor. Zira zaman zaman, bir kadırganın donatılması, bir tiyatro topluluğunun çalıştırılması için devletin yaptığı harcamalara katkıda bulunmak şerefine erişiyorum. Her defasında bu bana bir talanton‘a (otuz kilo gümüş) mal oluyor ve bu iş, yirmi beş yılda üçüncü kez başıma geliyor!

Antik Yunan ‘da Atinalı Orta Sınıf Bir Kadının Hayatı

Atina’da, evde oturan kadınlar, hali vakti yerinde ailelere mensuptular. Buna karşılık, bu kadınlar zenginlikten yana değildirler. Atılganlık ve canlılık bakımından başka kadınlardan üstün olan halk kadınları, en ağır işleri yapar ve çok çeşitli mesleklerde çalışırlardı.

Hayriye, bundan beş yıl önce evlendi. Evlendikleri gün kocası ona küçük bir kitap armağan etmişti. Hayriye, gerçek bir öğütler derlemesi olan bu kitapçığı o gün bugündür hiç yanından ayırmaz ve içindeki öğütleri büyük bir özenle yerine getirir.

Antik Yunan’da Orta Sınıf İnsanların da Köleleri Bulunuyordu

Hayriye, evin kadınlarına ayrılan harem dairesinden hemen hemen hiç çıkmaz. Bu on iki odalı dairede, o ne derse o olur. Yemek, giyim, evin günlük bakımı ve ihtiyaçları, çocukların eğitimi gibi işleri hep o çekip çevirir. Bu görevinde kendisine on ikisi kadın üçü erkek olan on beş köle yardım eder.

Evin alışverişini, bütün Atinalı kocalar gibi onun da kocası yapar. Kocası, pazarda uzun uzun pazarlık etmeyi sever. Pazarlık sonrasında, bazen dişleri arasında tuttuğu paraları çıkarıp verir. Ayak üstü son haberleri dinler ve dostlarıyla çene çalar.

Hayriye, başkaları çalışırken hiç boş oturmamaya çok önem verir. Tam bir ev sahibesi gibi davranır; acemi bir köleye bir dokuma tezgahının kullanılışını öğretir. Ayrıca her şeyin yerli yerinde olmasına dikkat eder, hamuru kendisi yoğurur, giyeceklerin ve örtülerin dürülüp sandıklara yerleştirilmesine yardımcı olur; kendisinden daha tecrübeli olanlara da danışmaktan kaçınmaz.

Hayriye’nin kocası, ona bir kadının iş yapması gerektiğini söylemekten hoşlanır. Hayriye’ye canlılığını ve yüzünün tazeliğini korumanın en iyi yolunun çalışmak olduğunu söyler. Hayriye de bu yerinde ilkeleri aynen uygular ve böyle yaptığı için çok memnundur. Çünkü aylaklığın bir çok arkadaşını nasıl uyuşturup güçten düşürdüğünü bilmektedir.

Eski Hikayeler adı altında paylaştığımız Antik Yunan döneminde geçen 4 kısa tarihi öykü hoşunuza gittiyse aşağıdan benzer diğer kısa hikayeleri de okuyabilirsiniz.

  1- Mısır Piramitleri İşçilerinin Hayatı – Mısır Piramitleri İnşasında Çalışan Emekçilerin O Dönemki Hayatı 
  2-Siyahi Firavunlar Ülkesi – Kuş Ülkesi Habeşiştan’da Geçen Eski Bir Hikaye
  3-Kısa Tarihi Hikayeler ve Masallar

Check Also

Mısır Piramitleri Yapımında Çalışan İşçilerin Hayatı

Çocuklar için Kısa Tarihi Öyküler Çocuklar için kısa tarihi öyküler yazı dizimizde bugün sizlere Mısır …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir