Yarım Asır Önce Yazılmış Aşk Sözcükleri

Nostaljik Yazılar – Yaşanmış Hayat Hikayeleri – Eski Günler

Nostaljik yazılar ve yaşanmış hayat hikayelerinden bahsedeceğiz bu yazıda. Eski dergi arşivimden paylaşacağım bu aşk hikayeleri yarım asır önce yaşandı. Bu yönüyle sizi de eski günlere götürecektir diye umuyorum.

Yaşanmış Aşk Hikayeleri

Güneşin sıcaklığını içinde hissettiğim gün Nisan ayının ilk perşembesi idi. Samanyolu misali saçları, badem iriliğinde gözleri, dizinin altında güzelliğinin sembolü beni olan bir kız öğrenciye gönül vermiştim. “Dizinizin altındaki beniniz güzelliğinizi bir kat daha artırıyor” demiştim ilk kez. Her gördüğünde bakışlarıma mukabele ediyor, mutluluk duyuyordum. Nihayet arkadaşlığımız bir deniz kıyısında, kızgın kumsalda perçinleşti. Her geçen gün onu sevdiğimi anlıyordum. Bir okul gününde kendisini sevdiğimi söyledim. Birkaç gün sonra o da, beni sevdiğini itiraf etti. Mutluydum, aşkımın sonsuzluğunu belli etmek için küçük bir hediye alıp verdim ona. Sevinç göz yaşlarını gördüm yanaklarında. Bir gün geçmişti aradan. Yaklaştığımda nefret hissini uyandıran bir ifadeyle: “Bunu kabul etmem için seni çok sevmem lazım” diyerek kolyeyi geri vermek isteyince, nemli gözlerle gururumun hiçe sayılışını izledim.
YENİ LİMAN(Rumuz), İzmir

Yaşanmış Hayat Hikayeleri
Yaşanmış Hayat Hikayeleri

Havacıya Sesleniş

Bu satırlarda sesleniyorum sana, duy ne olur. Sevgilerin en ölümsüzü ile bağlıyım, anla ne olur. Baharda bütün doğa canlanır, ağaçlar çiçek açar, bübüller daha bir anlamlı öter baharın gelişini müjdeler. Yeşildir doğa, yeşildir bakışlar ve bütün bu yeşillikler içinde yemyeşil bir duygu filizleniverir. Böyle bir baharda tanıdım seni, aramıza katıldığın gün okuldan yeni mezun olmuş, çakı gibi bir teğmendin. Simsiyah gözlerinle ceylan gibi bakardın. Ürkek, arzu dolu ve çocukça sevmiştim seni.

Sonra ayrıldık. Tayin olmuştun sen doğunun bilmem ne iline. Ben kaderimle baş başa kaldım. Istırabınla günler, geceler geçmek bilmedi. Çok ağladım ardından, yakardım Tanrıya geceler boyu, bekledim hep dönmeni. Dönmedin… Oysa umutlarım vardı pembe pembe. Yaşanmamış, düşlerim vardı seninle dolu. Görülmemiş, şiirlerim vardı burcu burcu aşk kokan dizilmemiş. Anlamadın… Senden kalan tek hatıra şimdi, yalnızlık dolu şu odamda, romantik duygularını aksettiren sarı saçlı balıkçı çocuğunun resmi, odur beni hayata bağlayan şimdi. Bir sevip, pir sevenlerdeniz biz, beklemesini biliriz. Sabırla, tevekkülle, feragatle bekleyeceğim ne olur, çok geç olmadan gel…

X ECO (Rumuz)

Nasırlı Eller

Uzaklardan akseden balıkçı motorlarının sesleri ile uyanıp, martıların birbirini kovaladığını seyrettiğim 1 temmuz 1972 sabahı idi. Bugün, doğum günümdü benim. Yeni tayin olduğum Karadeniz’in bu şipşirin şehrinde, sevdiklerimden uzakta yapayalnızdım o anda… Darmadağınık düşünceler içerisindeydim… Birden kendimi, denize doğru uzanan sokaklardan birinde buldum…

Hızlı, hızlı yürüyor, adeta düşüncelerimden kaçıyordum. Sokağın nihayetinde, Atatürk’ün heykeli bulunan Samsun Parkına geldiğim zaman, vakit henüz erkendi. Park sıralarından yeşil boyalısına oturup, sigara yaktım. Dalgın, dalgın etrafıma bakımyordum… Sağ tarafımdaki banklardan birinde, zayıf, çelimsiz, sapsarı yüzlü 25 – 26 yaşlarında bir delikanlı ile annesi olduğunu öğrendiğim başı çevreli yaşlı bir köylü kadını oturuyorlardı… Nasırlı ellerinin titreye titreye açtığı gazete kağıdına sarılı paketten çıkardığı bir tutam azığı oğluna yedirmeye çalışıyordu. Buruşmuş yüzünde parlayan kara gözlerini sevgiyle kısarak: “Hadi oğlum, ye biraz” diye yalvarıyor ve hasta olan oğluna yaşama gücü vermeye çalışıyordu… Bu şefkat dolu sımsıcak ana sevgisini ne zaman hatırlasam, gözlerim buğulanır, içim burkulur…
Gültekin Eroğluer (Merkez Bankası – Samsun)

Nostaljik Yazılar - Eski Günler
Nostaljik Yazılar – Eski Günler

Yarım Kalan Sevgimiz

Sıcak kumuna, masmavi denizine, iliklerime işleyen güneşine alışmıştım Avşa’nın. Her yaz oraya giderdik. 1971’in temmuzu, ağustosu hep gözümün önündedir. Kendime özgü görüşlerimle herkesten apayrı bir dünyam vardı, düşlerim vardı rengarenk. Flört ettiğim erkekle muhakkak evlenmeliydim. Aksini düşünemiyordum.

Onunla ilk kez kız arkadaşlarımla birlikte kumda yatarken karşılaştım. Tanıştırıldık, gitaristmiş. Mavi gözlerine baktığımda kıpır kıpır bir şeyler oluvermişti içimde, ilk kez böylesine dolu dolu olmuştu ve bu denli hızlı çarpmıştı kalbim. Sonra flört etmeye başladık. Aşık olmuştum ona delicesine… Bir gün arkadaşından sözlü olduğunu öğrendim. 16 yaşın verdiği heyecan iki damla gözyaşıyla silinivermişti. Bir süre mektuplaştık. Fakat bu kez mektuplarından bir ayrı anlam çıkartmaya başladım. Yazışmamızın hiç de doğru olmadığı kanısına vardım. Ve onu benden daha çok seven birinin varlığı her şeyi bitirdi bir çırpıda…
7,65 – SAĞOL (Rumuz) Ankara

Nostaljik yazılar ve yaşanmış hayat hikayelerinden oluşan yazımız hoşunuza gittiyse aşağıdaki benzer yazıları da okuyabilirsiniz.

1-Kısa Aşk Yazıları
2-Acıklı Aşk Hikayeleri
3-Kısa Aşk Hikayeleri

Eğer İngilizce hikaye okumayı seviyorsanız buradan ilginç, kült korku hikayeleri okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.